Son Seyahatler

Belgrad

Sırbistan’ın Eski Yugoslavya’nın Başkenti Tuna nehri üzerinde kurulmuş tarihi ve güzel bir şehir. Şehri iki kere ziyaret etme fırsatım oldu, ikisinde de büyük keyif aldım. Rehber eşliğinde yaptığım ikinci seyahatte şehir hakkında daha detaylı bilgi edinme fırsatım oldu.

image

Kale’den Tuna ve Sava Nehirleri Kesişme Noktası (2014)

Belgrad’da evinizde gibi hissedebiliyorsunuz. Sırpça ile ortak 500 kelimemiz olduğu söyleniyor. Belgrad Türkiye dışında çok sayıda Türk ürünü bulabileceğiniz yerlerden biri. Eti, Ülker ve benzeri birçok şirket market raflarını süslüyor, THY, Beko reklamları görüyorsunuz. İki ülke arasındaki ticaretin artması olumlu bir gelişme.

Belgrad Avrupa’nın en yeşil şehirlerinde. Sava nehri üzerinde eski ve yeni Belgrad şehirlerini birbirine bağlayan çok sayıda köprü kurulmuş.

image

Belgrad Bir Köprüler Şehri

Şehrin yerel adı Beograd, beyaz şehir demekmiş. Şehrin ilk inşasında beyaz carbonit taşların kullanılması bu ismi almasına neden olmuş. Şehirde antik çağlardan, Roma döneminden de kalıntılar var.

Ortak geçmişimiz şehre daha fazla ilgi duymamıza neden oluyor. Rehberin kurduğu cümleler arasında Mehmet Fatih (Fatih Sultan Mehmet), Süleyman Kanuni (Kanuni Sultan Süleyman) ve Osmanlı imparatorluğu en çok geçen özel isimler. İşgal, savaş ve kuşatma ise her cümlede geçiyor. Şehir dünya tarihinde en çok savaş gören şehirmiş (115) ve 44 kere el değiştirmiş.

image

Bu kuşatma ve savaşların öznesi Belgrad kalesi. Kale, Tuna ve Sava (Tuna’nın büyük bir kolu) nehirlerinin kesişiminde yer alan hakim bir tepe üzerinde kurulmuş. Konumu İstanbul tarihi yarımadayı anımsatıyor. Açık günlerde kaleden uzak mesafeleri görmek mümkün. Bu ırmakların uzun yıllar doğal sınır işlevi görmüş, dönemin süper güçleri Osmanlı ve Habsburg İmparatorlukları arasında sürekli çatışmaya konu olmuş. Rehberin anlatımına göre bölge bu iki güç arasındaki mücadelede bir makinanın çarklarının arasındaki gibi sıkışmış.

Kale eski görkemini hala koruyor. Kale surlarına Osmanlı döneminde birçok ekleme yapılmış, bunlardan bir tanesi İstanbul yönüne açılan İstanbul kapısı. Kapı’nın iki yakasında Osmanlı askerleri tarafından duvara kazınmış bir nevi günümüzün grafitilerinin atasını görmek mümkün.

Kale ve şehir merkezinde Osmanlı’dan eserler görmek mümkün, ancak tamamına yakını savaşlar sırasında tahrip olmuş. Şehirdeki bilinen en eski bina Defterdarlık konağı. Ayakta kalabilen Bayraklı Cami son savaşta yakılma tehlikesi atlatmış. Cami’nin tam yapılış tarihi bilinmemekle birlikte, 1620’ler olduğu tahmin ediliyor. Cami ilginç olmamakla birlikte, adının güzel bir hikayesi var. Osmanlı hakimiyeti döneminde şehirde yeralan onlarca cami arasında namaz saatlerini eşanlı yapmak için bu cami merkez olmuş. Namaz saatinde bu camiye dikilen bayrak, diğer bütün camilerde de namazın başlamasını sağlıyormuş.

image

Bayrak Cami

Şehir I. ve II. Dünya Savaşları’ndan da nasibini almış. İki savaşta da sürekli el değiştirmiş, bombalanmış. II. Dünya Savaşı’nda önce Almanlar şehri bombalayarak işgal etmiş, sonrasında da İngizlerin bombardmanı daha ağır olmuş.

Yugoslavya’nın parçalanması sonucu Bosna’da yaşanan soykırım şehrin NATO tarafından 1999’da tekrar bombalanması ile sonuçlanmış. Şehirde hala bu bombardmanın izlerini görmek mümkün. Bir nevi ulusal anıt olarak dönemin Savunma Bakanlığı binasının enkazı yıkılmıyor ve şehrin merkezinde kötü bir anı olarak savaşı hatırlatıyor. Benim için ilginç bir yer, zira bombardman izleri görebileceğiniz çok fazla yer yok.

image

NATO Bombardımanda Hasar Gören Binalar Yıkılmadan Korunuyor (2014)

Şehirdeki en önemli yapılardan biri Aziz Sava Kilisesi. Oldukça görkemli bir yapı, dışı bitmekle birlikte halen iç süslemelerinin yapımına devam ediliyor. Rehber kilisenin hikayesine Fatih’in İstanbul’u alması ile başladı. Ayasofya’nın bizim elimizde olması, Ortadox’lar için merkezi bir ibadethane yapma hedefine neden olmuş. Yapı küçük bir Ayasofya. İlk planlamaları 1900’ler in başında yapılmış. Çok defa başlayab inşaat, Dünya savaşları, sosyalist dönem derken tekrar 1985’de başlayabilmiş. Yine kesintiler geçiren inşaat halen devam ediyor. Şimdiden ihtişamlı, bitince önemli bir yapı olacak.

image

Aziz Sava Kilisesi (2014)

Parlamento ve krallık sarayları da görkemli binalar. Krallık sarayları bugün şehir meclisi ve Cumhurbaşkanı İkametgahı olarak kullanılıyor. Saraylarda Atina Akrapol öykünmesi var, oradaki gibi 4 sütun kadın şeklinde. Parlamento’nun ışıklandırılması çok başarılı.

Knez Mihailova caddesi şehrin işlek alışveriş caddesi. Trafiğe kapalı. Biraz İstikal’i andırıyor ama tabi çok daha küçük. Cadde üzerinde yüzyılın başından kalma binalar görmek mümkün. Şehrin dokusunda bu tür binalardan çok sayıda var.

image

Knez Mihailova Caddesi

Caddeyi gezmek keyifli, Republike (Cumhuriyet) meydanına açılan sokağında kahve içebilirsiniz.

image

Republike (Cumhuriyet) Meydanı (2012)

Skadarlija caddesi ise lokantaları ile meşhur. Çok keyifli bir alan, burası da trafiğe kapalı. Sağlı sollu restoranlarda geleneksel Balkan müziği bizdeki fasıl gibi icra ediliyor. Masanıza gelip size müzik ziyafeti çekiyor ve sonrasında para vermenizi bekliyorlar.

image

Trafiğe Kapalı Skadarlija Caddesi (2014)

Sırp mutfağı Türk mutfağı’na çok benziyor. En meşhur yemekleri Cevabcici veya Cevabi olarak adlandırdıkları köfte. Bize göre biraz tuzlu. Porsiyonlar oldukça büyük. En meşhur birası Jevel. Milli içkisi Rakija, bizdeki rakıdan oldukça farklı, Macar palinkası tarzı erik, kayısı gibi meyvelerden yapılan oldukça sert bir içki. Küçük shot bardaklarında yemek öncesinde veya sonrasında ikram ediliyor.

image

Cevabi ve Jelen Birası

Yemeğinizin üstüne kahve içmek isterseniz Sırbistan’ın Türk kahvesi meşhur. Sunumu güzel, birçok yerde yanında lokum ile cezve içersinde servis ediliyor. Fincanlar genelde biraz daha büyük. Kahvedeki önemli bir fark burada sadece sade kahve yapılması, şeker isterseniz sizin sonradan eklemeniz.

image

Sırbistan’da Türk Kahvesi Keyfi

Birbaşka önemli caddesi Kralja Milana ile Cumhuriyet meydanından Saint Sava kilisesine kadar yürüyebilirsiniz, yaklaşık 3 km. Bu cadde üzerinde de tarihi binalar var. Krallık saraylarının da bir yüzü bu yöne bakıyor, şehrin tiyatrosu da burada.

Belgrad gece hayatı ile de meşhur bir şehir. Balkan ülkelerinde gece eğlence 2 gibi başlar, ertesi gün öğlene kadar sürermiş. Benim deneme fırsatım olmadı.

Şehir genel olarak ucuz, fiyatlar Türkiye’nin altında. Para birimi dinar, bir TL yaklaşık 40 dinar. Ekonomik durum çom parlak görünmüyor. Bakımsız ve eski çok fazla yapı var.

Bazı durumlarda Türkçe konuşmayı denemek ingilizceden daha faydalı olabilir.

+
Tarihi şehir
Osmanlı eserleri
Balkan ezgileri
Tuna ve Sava nehirleri
Vize gerekmiyor
Nato bombardmanının izleri
Düşük fiyatlar


Şehir turu için 1 gün yeterli olacaktır.

*
Belgrad sizi şaşırtacak, gezmekten keyif alacaksınız. Osmanlı tarihi şehirde çok önemli bir yer kaplıyor. Belgrad’ı bir Balkan turu kapsamında gezmek daha iyi olacaktır.

image

Yorum bırakın