Son Seyahatler

Sevilla

İspanya’nın güneyinde, Endülüs bölgesinde yer alan Sevilla, aynı zamanda bölgenin başkenti konumunda. Bu güzel Akdeniz şehrinde Jakaranda ağaçlarının eşliğinde İslam ve Hıristiyan medeniyetlerinden başyapıtlar görebiliyorsunuz.

Şehre sıcak bir Mayıs ortasında, Barcelona’dan iki saate yakın bir uçak yolculuğu ile geldim. Barcelona ile iklim farkını hemen hissedebiliyorsunuz, İki şehir arasında en az 5 derece fark var. Barcelona’da bahar devam ederken Sevilla’ya çoktan yaz gelmiş. 1 milyona yaklaşan nüfusu ile orta ölçekli bir şehir. İspanya’nın büyük bir bölümü uzun yıllar boyunca Arap hakimiyeti altında kalmış. 712 yılında başlayan Arap yönetimi, 13. yy’a gelindiğinde İspanya’nın güneyine sıkışmış. 1492 yılında Granada’nın düşmesi ile son bulmuş. Tarihi Roma İmparatorluğuna dayanan Sevilla’da Arap hakimiyetinin büyük izleri var. Şehrin önemi Amerika’nın keşfinden sonra artmış. Yeni Dünya’ya açılan limanlara hakim konumu, şehrin hızla zenginleşmesini sağlamış. Şehrin sokaklarında yürürken geçmişten gelen bu zenginliği hissedebiliyorsunuz. Şehre ayrı bir hava katan Jakaranda ağaçları da bu dönemde Güney Amerika’dan getirilmiş.

IMG_2098

Şehirdeki yapılarda pastel tonda sıkça kullanılan renkler haki, kum, sarı ve turuncu, hatta biraz da kırmızı. Nehir ve gökyüzünün güzel mavisi ve bitkilerin yeşilinin yanı sıra Jakaranda ağaçlarının mor renkli çiçekleri ile şehir adeta iyi bir ressamın elinden çıkmış tablo.

Şehrin ortasından geçen Guadalquivir nehri, şehir yaşantısına keyif katıyor. Nehirde kürek çekenler, kıyısında koşan veya egzersiz yapan, bisiklete binen yüzlerce kişiyi görebilirsiniz. Nehrin iki yakasını tarihi köprüler birbirine bağlıyor. Bunlardan en önemlisi 19. yy’da inşa edilen II. İsabel (Triana) Köprüsü.

Kıyısında yer alan kafelerde oturup İspanyol yemeklerini denemelisiniz. Nehir kıyısında lokantaların en yoğun olduğu yer, eski şehri II. İsabel Köprüsünden geçerek arkanızda bıraktığınızda solda yer alıyor. Arap döneminden kalma bir diğer önemli yapı Torre Del Oro gözetleme kulesi karşınızda kalıyor. Yemekler güzel ve lezzetli olmasına rağmen turistik olan bu bölge biraz pahalı. Sonuçta yemek değil, manzara satın alıyorsunuz. Köprüyü geçince sola dönmeyip düz devam ettiğinizde burası Aziz Jacinto caddesi (Calle San Jacinto). Trafiğe kapalı caddede sağlı sollu kafeler bulunuyor, fiyatlar daha makul.

En meşhur yemekleri tortilla (tortilla de patatas) denilen patatesli omlet. Türk mutfağı ile kıyaslamamak gerekiyor. Size yeşil salata tavsiye edip, istediğinizde bir parça marul gelmesi olağan bir durum.

Şehrin merkezinde görmeye değer çok sayıda tarihi eser bulunuyor. Kısıtlı vaktim olduğu için bunların çoğunu ancak dışarıdan görme fırsatım oldu. Bir sonraki durağımın Arap ve İslam sanatının doruk noktalarından Granada olması da binaların içinden çok dışına odaklanmama neden oldu. Şehrin en önemli yapısı Giralda kulesi.

image
Araplar tarafından minare olarak 12.yy’da inşa edilmiş, sonradan çan kulesine dönüştürülmüş. Çok iyi korunmuş durumda. Kule ziyarete açık, büyük bir kalabalık kendi sıralarının gelmesini bekliyor. Tarihi eserlerin korunamsında İspanyolların bizden daha başarılı olduklarını özellikle Granada ziyaretim sonrasında söyleyebilirim. 100m yüksekliğindeki Giralda, gece ışıklandırma ile daha da güzel bir hal alıyor.

Şehirde yürürken gördüğüm büyük bir kalabalığın dikkatimi çekmesi üzerine bir anda kendimi Toros (Boğa Güreşi) arenasında buldum. Arena, inşaatına 18.yy’da başlanan, 12.500 izleyici kapasiteli Plaza de Toros de la Real Maestranza de Caballería de Seville. Sevilla Boğa Güreşinin en popüler olduğu şehirlerden biri. Yaşlısı genci, kadını erkeği ailecek Boğa Güreşini izlemeye gelmişler. Turistlerden çok yerli izleyiciler var.

Yeterince düşünmeden, biraz kültürel gördüğüm bu etkinliği izlemeye karar vererek büyük bir hata yapıyorum. Arenaya matadorların girişi ve sonrasında kızgın boğanın salıverilmesi ile başlayan süreç aslında 30 dakika boyunca büyük bir coşku ve tezahurat eşliğinde boğanın yavaş yavaş katledilmesinden başka birşey değil. Bir gecede tam dokuz boğa bu şekilde can veriyor, matador ve yardımcıları boğayı kestikçe alkışlar artıyor. Barcelona’da yasaklanan Boğa Güreşinin tüm İspanya’da yasaklanmasını dilerim. Gitmeyi planlayanlara ise kesinlikle uzak durmalarını tavsiye ederim.

image

Şehirde ziyaret edilmesi gereken en önemli yerlerden biri, belki de en önemlisi Alcázar of Seville (Alkazar Sarayı). Araplar tarafında yapılmış, İspanyollar tarafından yenilenmiş Saray halen kullanımda. Granada’ya gideceğim için bu sarayı gezmedim. Eğer Granada’ya gitmeyecekseniz, Giralda’dan sonra listenizde ikinci sırada olmalı.

image

Şehirde yer alan evlerin, apartmanları ve ofislerin girişlerinde süslemelere ve ikonlara sıkça rastlanıyor. Bu ufak detaylar, şehrin bütününde olduğu için aslında şehre çok önemli bir katkı sağlıyorlar.

image

Şehir merkezinde yer alan binalar göze hitap ediyor. Şehir merkezinde yaptığınız turdan sonra merkezde yer alan La Campana kafeye de uğramanızı tavsiye ederim. En kötüsü kahve içersiniz. İspanya’nın genelinde kahveler 2€ seviyesinde.

Sevilla tarihi olmasının yanı sıra oldukça modern de bir şehir. Birbirinden güzel binaların üzerinde Metropol Parasol denilen yapı yükseliyor. Bu yapıya çıkarak bir nevi binaların üzerinde yürüme şansınız oluyor. Açıkçası şehre pek yakışmamış. Şehirde trafik sorunu büyük ölçüde çözülmüş. Şehrin önemli noktalarında yer alan kapalı otoparklar da oldukça işlevsel. 24 saat bu parklara arabanızı park ederek istediğiniz yere yürüyerek ulaşmanız mümkün.

image

IMG_3167

İberya-Amerika Dünya festivali için 1929 yılında inşa edilen Plaza de Espana da özellikle güzel bahçesi ile ziyaretçi çeken yerlerden biri. Sevilla’da birbirinden güzel çok sayıda bahçe yer alıyor, ama buradaki bahçeyi ben daha çok sevdim.

image

Şehirde Tryp Sevilla Macarena hotelde kaldım. Oldukça makul fiyatlı, merkeze yakın ve rahat bir hotel. Çatı katında yer alan havuzda, gün batımında bir taraftan yorgunluğunuzu atarken, diğer taraftan şehri yukardan izleme fırsatınız oluyor.

image

Sabahın erken saatlerinde 250 km mesafedeki Granada’ya ulaşmak üzere bu güzel şehri terk ettim. Keyifli bir kara yolculuğunda sonra 3 saatte Granada’ya vardım. Yol boyunca dikkatimi zeytin ağaçlarının bolluğu çekti.

image

Tekrar gelmeyi isteyeceğim ve kesinlikle ziyaret etmenizi önereceğim bir şehir.

+
İslam ve Hıristiyan medeniyetlerinden başyapıtlar.
Denize kıyısı olmamasına rağmen, keyifli bir Akdeniz şehri.
Turistlerin yoğun olduğu bölgeler dışında fiyatlar genel olarak makul.


Yazın çok sıcak olacağını tahmin ediyorum.

*
Endülüs Arap-İslam ve İspanyol-Hıristiyan kültürlerinin kesiştiği önemli bir şehir. Sevilla, Granada ve Cordoba’yı kapsayan bir ziyaret sadece kültürel ve tarihi değil, aynı zamanda keyifli bir seyahat olacaktır. Granada ve Sevilla arasında tercih yapmanız gerekirse, Granada’yı tercih etmenizi öneririm.

Sevilla, Mayıs 2015

3 Geri Bildirim / Pingback

  1. New York | iki kapılı han
  2. Marakeş | iki kapılı han
  3. Madrid – Ankara’nın İkizi – iki kapılı han

Yorum bırakın