Son Seyahatler

Granada

Orta ve Lise tarih derslerinden aklımda kalan, Tarık Bin Ziyad tarafından 711 yılında fethinin ardından, Endülüs Emevilerinin İspanya’da 800 yıl hüküm sürdükleri. Başkent Granada’nın 1492 yılında İspanyollar tarafından geri alınması ile de Arap yönetiminin son bulduğu.

Endülüs’e yaptığım gezi bölgenin tarihine olan ilgimi arttırdı. Bu yüzeysel bilgilerimin çok da doğru olmadığını gördüm. Bu 800 yıl boyunca çok sayıda savaşlar olmuş. Bölgenin yönetimi çok defa hem Arap’larla İspanyollar (ve hatta Vandallar) ve Arapların kendi içinde çok defa el değiştirmiş. Endülüs Emevi hükümranlığı 300 yıl sürmüş. Bölge üç defa, Anadolu’daki Beylikler dönemine ve yapısına benzer şekilde, taifa denilen küçük emirliklere bölünmüş. Bu devletçikler, emirlikler veya krallıklar bazen diğer taifalarla, bazen hıristiyan krallıklarla savaşarak yönetimlerini korumaya çalışmışlar. Müslüman krallıkların, Hıristiyan krallıklarla birlik olarak diğer Müslüman krallıkla savaştığı da sık rastlanan bir durum olmuş. İç çatışmalar, İberya’daki Arap taifaların, bir taraftan Fas’ta kurulan farklı hanedanların yönetimi altına girmesine, uzun dönemde de Hıristiyan krallıklar karşısında güç kaybetmelerine neden olmuş. Endülüs Emevilerinin Başkenti ve sonrasında önemli bir Arap krallığı olan Kurtuba (Cordova) Emirliğinin 1236’da düşmesi, Arap yönetimini Granada merkezli küçük ama uzun ömürlü bir krallığa dönüştürmüş. Bildiğimiz üzere yaklaşık 250 yıl sonra 1492’de Hıristiyanların Granada’yı alması ile de İspanya’daki Arap yönetimi tamamen son bulmuş.

Hıristiyanlar bu sürece Reconquista diyorlar. İspanyollar, Arap yönetimini sonlandırdıktan sonra, Granada’da yaşayan Yahudilere çok sert davranırken, Müslüman halka ılımlı davranmışlar. Din değiştirmeye zorlamadan, İspanya’da kalma ve dinlerini özgürce yaşama hakkı tanımışlar. Bu şekilde İspanya’da kalan müslümanlara Müdeccen (Mudejar) denilmeye başlanmış. İlk başta yaşanan bu ılımlı yaklaşım kısa zamanda yerini sertliğe bırakmış ve Müslümanlara ikinci sınıf insan muamelesi yapılmış. 17.yy da din değiştirmeye veya İspanya’yı terketmeye zorlanmışlar. Din değiştiren Müslümanlar için Faslı anlamına gelen Morisco ismi kullanılmaya başlanmış. 18.yy’da da Müslümanlar (Morisco) göçe zorlanarak yarımadada Müslüman varlığı tamamen silinmiş. Hem Yahudilere, hem de Müslümanlara Osmanlı sahip çıkmış, İspanya’dan hem Fas’a, hem de imparatorluğun farklı bölgelerine göçmelerine yardımcı olmuş.

800 yıllık Arap yönetiminin izlerini İspanya’nın her noktasında ama özellikle Endülüs bölgesinde görmek mümkün. İspanyolların Andulusia dediği bölgede yer alan Granada, Kurtaba (Cordova) ve Sevilla tarihi ve önemli şehirler. Sevilla ve Granada’yı ziyaret etme şansım oldu ama Kurtabayı ziyaret edemedim. Mutlaka tekrar ziyaret etmek istediğim bölgede umarım bir sonraki sefere bu şansım olur. Sevilla ve Granada da daha fazla vakit geçirebilirim.

image

İspanyanın güneyinde yer alan Granda’nın şehir merkezi günümüzde 250.000 nüfusa sahipken, il nüfusu 1 milyona yaklaşıyor. Arap-İslam eserleri yerine göre iyi korunmuş, yerine göre de büyük hasarlar görmüş, yok olmuşlar. Granada tepelik bir şehir. Gezdiğim şehirlerde hop-on hop-off genelde kaçındığım birşeydir. Granda’da tercih ettim. Tavsiye ediyorum, zira şehirdeki en önemli eser Elhambra (Al Hambra) sarayına ulaşmak için mutlaka bir taşıt kullanmanız lazım.

Elhambra, Granada’nın son İslam taifesi (krallığı) olarak kalmasının ardından 15.yy’da inşa edilmiş. Topkapı ile neredeyse yaşıt gibi düşünülebilir. Bir tepenin üzerinde yer alan saray aynı zamanda geçilmez bir kale konumunda. Elhambra Sarayı İspanya’nın en çok turist çeken noktalarından biri. Eğer 1-2 ay önceden rezervasyon yaptırmazsanız, sarayın iç odalarına, ki bunlar duvar işçiliğinin zirve yaptığı özel bölümler, girme şansınız bulunmuyor. Maalesef ben bu şansı kaçırdım. Diğer taraftan, şehir merkezinde yer alan daha iyi korunmuş Yusufiye Medresesini ziyaret şansım oldu. Aşağıda görüldüğü gibi Elhambra oldukça görkemli, şehre hakim bir tepenin üzerinde kurulmuş. Bu güzel şehir manzarasını kaç şehirde görebilirsiniz?

image

Sarayın büyük bir alana yayılmış. Yapıların büyük bir bölümü Arap yönetiminden kalırken, bir kısmı da İspanyollar tarafından sonradan eklenmiş. Elhamra Saray olmasının yanında büyük bir kale.

 

Çok güzel bir bahçesi var.

Sarayın hamamı Avrupalı turistlere çok ilginç geliyormuş. Bizim açımızdan, Türk hamamlarına oldukça benziyor. Hamam oldukça hasar görmüş, duvarları yıkılmış. Arap – İslam mimarisinde en çok kullanılan öğe olan geometrik şekilleri, hamamda ve sarayın diğer bölümlerinde görebiliyoruz. Türkiye’de de oldukça sık kullanılan, Osmanlı Saraylarında da rastladığımız sekiz köşeli yıldız, Endülüste en çok görünen simge. Hamamın tavanında yıldız gibi parlamış.

Sarayın içinde Arap yönetimi sonrasında İspanyol yönetiminde de yapılar inşa edilmiş. Bu yapıların Arap yapılarına göre daha büyük olduğu hemen göze çarpıyor. Bir nevi daha büyük yapılar inşa ederek bizim medeniyetimiz daha büyük algısı yaratılmaya çalışılmış.

image

Şehir merkezinde, Katedralin hemen yanında Granada Taifesi döneminde 1349’da inşa edilmiş Yusufiye Medresesi yer alıyor. Katedralin bütün dikkatleri üzerinde toplaması, medreseye olan turist ilgisini azaltıyor. Alhambra sarayının içini ziyaret edemediyseniz, kaçırdıklarınızı burada görmeniz mümkün. Rehber eşliğinde gezdiğim medrese, çok iyi durumda. Bunun en önemli sebeplerinden biri medresenin duvarlarının iyi korunmuş olması. İspanyollar şehri aldıktan sonra, medresenin olduğu binayı şehir merkezi olarak kullanmaya başlamışlar. Bu sebeple de medresenin süslü duvarlarını kapatmışlar. Bu medresenin duvarlarının orjinal haliyle renkli bir şekilde kalmasını sağlamış. Bu durumda bana Ayasofya’da ikonaların imha edilmek yerine, bez ve sıva ile kapatılarak korunmasını hazırlattı.

image

Medrese’de taş işçiliği ve renklerin ahengi tek kelime ile mükemmel. Medresede de geometrik şekillerin yaygın kullanımını görebiliyoruz. İslamiyette hayvan ve insan heykellerinin yasak olması, sanatın geometri üzerinden gelişmesine neden olmuş. Bütün süslemeler ve binalar da bu şekilde kapsamlı bir matemateksel temel üzerinde inşa edilmiş. Medrese Reconquista ‘dan sonra yapılan eklemelerle şehir meclisine dönüştürülmüş. Şehir meclisinin ahşap tavanı oldukça ilginç. Tavanı, şehirde kalan Müslüman (Müdeccen – Mudejar) ve Hıristiyan sanatçılar birlikte tasarlamışlar. Tavan’da hem Arap izleri hem de İspanyol izlerini birlikte görmek mümkün. Bir tarafta geometrik süslemeler varken, diğer tarafta Azizlere ait resimler bulunuyor.

Medrese 20yy’a gelindeğinde Granada Üniversitesine bağlanmış. Bu şekilde hem daha iyi korunurken, öğrenciler için de ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda Erzurum’a yaptığım seyahat sırasında, Erzurumda’ki medreselerin de üniversiteye bağlanması gerektiğini düşünmüştüm. Aklın yolu birdir. Günümüzde İspanyolların İslam eserlerini bizden daha iyi koruması oldukça düşündürücü.

image

Granada sokaklarında gezerken, Arap döneminden hala ayakta kalabilmiş binalara, çarşılara rastlamak mümkün.

Medresenin yanında, eski Granada Camiisinin yerinde Granada Katedral kurulmuş. Oldukça görkemli, zevkli bir katedral.

image

image

Kahvaltılarda tostadas oldukça popüler. Sipariş verdiğiniz zaman size  kızartılmış ekmek ve yanında domates püresi geliyor. Masanın üzerinde bulunan zeytinyağını ve domates püresini ekmeğinize sürerek afiyetle yiyorsunuz. Bu basit kahvaltı oldukça lezzetli. Hatırlatmak gerekirse, Türk mutfağını başka hiçbir mutfakla karşılaştırmamak gerekli.

image

Granada’nın eski şehir bölümünde gezmek çok keyifli. Binalar çok hoş.

image

Sokak lambalarında bile aslında Arap medeniyetinin izini görebiliyorsunuz. Lambanın tasarımında geometrik simgeler kullanılmış. Geometrik şekillerin bu kadar yaygın kullanılması, bir anlamda şehrin Arap geçmişini reddetmediğini gösteriyor.

image

Granada’nın en güzel mahallelerinde biri Sacromonte. Bu mahallede yer alan binalar oldukça eski, sokaklarında gezmek oldukça sizi o yıllara taşıyor.

image

Bu bölgede yer alan binalar, Arap izlerinin en yoğun olduğu bölgelerden. Halen ayakta kalan Arap evleri bulunuyor.

image

Sacromonte’de aslında Elhambra’nın eteklerinde kurulmuş. Kafelerinde otururken başınızı kaldırdığınızda bütün heybeti ile Elhambrayı görüyorsunuz.

image

Granada’nın ana sokaklarının üstü bez ile kapatılmış. Sıcak günler için bu oldukça serinletici oluyordur. Sokaklar oldukça temiz, bir şekilde insanı rahat hissettiren sokaklar.

image

+
Arap ve İslam Medeniyetinin önemli bir şehri
Elhambra Sarayı
Yusufiye Medresesi
Keyifli sokakları
Taife, Malaga gibi sahil şehirlerine yakınlık
Makul Fiyatlar


Elhambra’yı ziyaret etmek çok zor. Aylar öncesinde rezervasyon yaptırmak gerekiyor.

*
Granada’ya gidenler, Arap ve İslam eserlerini, bilhassa da Elhambra’yı görmek için şehri ziyaret ediyorlar. Granada’yı ziyaret ettiğinizde, bu beklentilerini tamamen karşıladığını göreceksiniz. Bunun ötesinde, Granda güzel bir şehir, çok keyifli bir şehir. Kesinlikle gitmenizi tavsiye ediyorum.

Mayıs 2015, Granada, İspanya

2 Geri Bildirim / Pingback

  1. Erzurum – iki kapılı han
  2. Çifte Minare (Hatuniye) Medresesi – iki kapılı han

Yorum bırakın