Son Seyahatler

Malta

Nisan 2013

Akdeniz’de küçük bir ada devleti. Doğası, kültürü ve özellikle tarihi ile çok ilginç bir ülke. Malta’da, üç gecesi Gozo, iki gecesi Malta olmak üzere beş gece kaldım. Yetmedi..

Azure Penceresi

Kaldığım günlerde hava oldukça rüzgarlıydı, denize girme şansım olmadı. İyi ki de olmadı, beş gün boyunca adayı rahat rahat gezebildim.

Sanıldığının aksine Malta tek bir ada ve şehirden oluşmuyor. Ülkenin topraklarını Malta, Gozo ve Comino takım adası oluşturuyor. Bu adalardan Malta ve Gozo’da yerleşim varken, Comino ve diğer bazı küçük adalarda yerleşim bulunmuyor. Bu üç adanın toplam alanı 350 km2. Bu alan Konya’nın 1%’i ne denk düşüyor. O kadar küçük yani. Malta’nın toplam nüfusu 450 bin, Malta adasının neredeyse yarısı yerleşim alanı. Bu da adayı km2 başına en yüksek nüfuslu ülkelerden biri yapıyor.

Adaya havayolu ile gitmek mümkün. Havaalanı bu küçük adanın 1/4lük bölümünü kaplamış. Adanın ilk yerleşimcileri Arap’lar. Esasen Maltalılar Arapça kökenli bir dil kullanıyorlar. Latin alfabesi ile yazılan tek Arap Dili, İngilizce’nin de yoğun etkisini hissettiğimiz Maltaca. Adada genel olarak ingiliz etkisini görmek mümkün. Trafik soldan akıyor, meşhur kırmızı ingiliz telefon kulübeleri sokakları süslüyor. Maltalılar İngiliz mirasını paraya çevirmekte oldukça başarılılar, ada çok sayıda ingilizce okuluna evsahipliği yapıyor.

Adada gezilecek – görülecek çok yer var. Başkent Valetta ve tarihi Medine (Mdina) şehri iki önemli durağınız. Sliema da uğrak noktanız olabilir. Sonrasında Gozo Adası. Malta seyahatinizin olmazsa olmazı Gozo adası. Gozo’da gezebileceğiniz küçük kasabalar ve önemli doğal hazineler var. Malta ile Gozo arasında sık hareket eden feribot seferleri bulunuyor.

Gozo

Malta adasına kahverengi tonlar hakim. İnsan yapıları kahverengi, doğanın kendisi de kahverengi. Ağırlıklı olarak kum-bej arası. Binalarda bej rengi tamamlamak üzere, pencere ve kapılarda çoğunlukla yeşil ve mavi tonlar kullanılmış. Bu da adadaki binaları daha estetik yapmış.

Malta Valetta
Ülkenin Başkent Valetta; ismini adayı Osmanlı’ya karşı savunan komutandan alıyor. Malta için Büyük Kuşatma (Great Siege) olarak adlandırdıkları 1565 Osmanlı Savaşını tarihlerindeki en önemli olay olarak görüyorlar. Bu savaş, sadece Malta’da değil, aynı zamanda Avrupa’nın büyük bir bölümünde çok önemli kabul ediliyor. Malta alınmış olsaydı, Roma üzerinde büyük bir baskı oluşturulabilirmiş. Osmanlı’nın yükselişi karada Viyana kuşatması ile son bulduğu gibi, denizlerde de Malta kuşatması ile son bulmuş.

Valetta’da hoş bir ortam, kalabalık, araç trafiğine kapalı bir ana cadde ve keyifli kafeler var. Ara sokaklardaki binalar biraz eskimiş. Yine de özel bir havası var.

Malta Valetta
Malta Valetta
Malta Valetta Kafe

Malta Valette Street

Şehrin bu bölümleri turistler için yeterli iken, adanın asıl dikkat çekici yönü surları. Malta adasının tarihini bu surlarda görebiliyorsunuz. Ada mimarisinde askeri unsurlar birincil sırada. Ada adeta bir kale. Akdeniz’de bulunan stratejik konumu adanın bir nevi askeri ünite haline gelmesini sağlamış. Buna rağmen tarihi boyunca işgallere uğramış. Araplar, ispanyollar, Fransızlar, İngilizler… Hepsi de adayı askeri bir üst olarak değerlendirmiş. Günümüzde bağımsızlığının tadını çıkartıyor.

Malta Valetta Walls

Bu büyük surlar İstanbul’da bile yok. Deniz bölümü de oldukça korumalı imiş. Adanın limanı dört tarafı surlarla çevrili bir göl şeklinde.

Malta Valetta Port

Adada çok yoğun bir trafik var. Aynı zamanda iyi çalışan otobüs hatları ve turistler için hop on – hop off seferleri konulmuş. Valetta’dan eski şehre, Medine’ye ulaşmanız toplu taşıma ile çok fazla vaktinizi almayacak. Medine Arapça şehir anlamına geliyor ve adanın Arap sakinlerinin kurduğu oldukça eski yerleşim alanı. Valetta’da olduğu gibi Medine’nin de oldukça korunaklı, güçlü bir kale olduğunu görebilirsiniz. Medine’de kahve içebileceğiniz, adaya yüksekten bakan kafeler var. Cafe Fontanella’yı tavsiye ederim.

Malta Mdina Kafe

Malta Mdina

Malta Mdina

Medineden adaya baktığınız zaman adada orman olmadığını görüyorsunuz. Esasen adade neredeyse ormanlık alan yok. Malta adasının çok büyük bir bölümü yerleşim. Gozo’da yerleşim daha sınırlı olsa da orada da ormanlık alan yok. Bu kadar büyük bir nüfus muhtemelen yiyecek içecek konusunda tamemen dışa bağımlı. Bu açıdan Malta adası Dünyamızın küçük bir örneği. Dünya nüfusu da hızla artış gösteriyor, ekonomiler büyüyor ve kaynak tüketimi artıyor. Eğer bu artış sonlanmazsa ya dünya yokolacak, ya da üzerindeki bizler birbirimizi yiyeceğiz. Adada çevre yönetimine ilişkin güzel çarpan güzel bir gelişme adada elektrikli taksilerin çalışıyor olması.

Malta

Hediyelik eşya almak için Medine iyi bir nokta. Malta taşından yapılmış eserlerden alabilirsiniz. Medine’de yer alan yıllara meydan okuyan bu ağaç da oldukça ilginç.

WP_20130427_037

Medine’nin hemen yanında Rabat şehri yer alıyor. Bu şehirde de hoş bir ambiyans var.

WP_20130427_041

WP_20130427_039

Malta adasında ziyaret edebileceğiniz bir doğa güzelliği Blue Grotto. Deniz burada açık mavi. Resimde görünenden çok daha hoş.

WP_20130427_078

Malta adasında ayrıca kıyı bölgesinde hoş restoranlar cafeler bulunuyor. Sliema şehrin önemli bir noktası. Bu bölgede tarihi yapı sınırlı, ancak oldukça canlı, hayat dolu bir bölüm. Sliema’nın özellikle Valettaya bakan yönünde, deniz kıyısında güzel bir bulvarı var. Burada İzmir kordonboyu gibi yanyana çok sayıda kafe ve restoran var. Bu bölgede güzel bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Yemekler oldukça lezzetli. Pizzaları oldukça başarılı. Denemenizi tavsiye ederim.

Gozo’ya feribotla geçmeniz gerekiyor. İki ada arasında çalışan feribotlar oldukça büyük, her saat yüzlerce insanı taşıyorlar. Bu feribotların bizdeki gibi sadece adı feribot değil, aynı zamanda çok sayıda araba taşıyorlar. Feribot sizi Gozo’da Mgarr şehrine götürüyor, adanın limanı burada. Gozoda geçirdiğim 3 gece bu bölümde konakladım. Limana vardıktan sonra Mgarr merkezi için bir yokuş tırmanmanız gerekiyor.

Gozo adasının merkezi Rabat (Viktoria da deniliyor) şehri. Keyifli, oldukça güzel. Rabat Gozo’nun ortasında konumlanmış ve şehirde bir kale bulunuyor. Kale adanın en yüksek yerinde konumlanmış ve kale surlarından adanın büyük bir bölümünü görmeniz mümkün.

Gozo Rabat

Gozo Rabat

Ama Gozo’da özellikle Dwerja sahilini ziyaret etmeniz gerekiyor. Buradaki taşların doğal oluşumu çok nadir rastlanan bir durum. Bu bölgede 3 önemli doğal oluşum var. En bilineni olan Azure Window – Azure Penceresi adanın en bilindik ziyaret alanlarından biri. Oldukça büyüleyici. Azure penceresinin yanında Fungus Rock (Mantar Kaya) ve Inland Sea (İç Deniz) bulunuyor.

Azure Penceresi

İç deniz oldukça ilginç bir oluşum. Kayaların arasındaki mağralardan iç kısma deniz suyunun erişmesi ile oluşmuş küçük bir göl. Buradan teknelere binerek, mağaraların arasından denize açılabiliyor ve Azure Penceresine arkadan bakabiliyorsunuz. Aşağıdaki küçük tünel-mağara sizi kayalarla çevrili iç denizden denize ulaştırıyor.

Gozo Inland Sea

Bu bölge benim özellikle dikkatimi çekti. Kıyı Antalya’daki Falezlere benzer yüksek kayalardan oluşuyor. Kayaların renginden farklı binyıllarda farklı şekillerde oluştuklarını anlıyorsunuz. Biraz bizdeki Peribacalarına benzer şekilde, alttaki yumuşak zeminin erimesi ama üstte sağlam kayanın kalması ile çok sayıda mağara oluşmuş. Bu nedenle bu bölge korsanların tercih ettikleri bir bölge imiş.

Gozo

Mantar Kaya da yine böyle bir doğal oluşum.

Gozo Fungus Rock

Gozoda Xewkija kasabasını da ziyaret etmeniz gerekiyor. Sadece ve sadece 3300 nüfuslu bu kasabada Avrupa’nın en büyük katedrallerinden biri yer alıyor: Rotunda of Xewkija. Katedralin kubbesi etrafındaki küçük binaların arasında yükseliyor. Öyleki kubbe yüksekliği 75 m iken, kubbenin çapı 27m. Bir anlam ifade etmesi için, Ankara Kocatepe  Cami’nin kubbe yüksekliği 48.5 m, çapı ise 25.5 m. Yani bu 3300 nüfuslu küçük kasaba Kocatepe Cami’nden daha büyük bir ibadethaneye evsahipliği yapıyor. Bence büyük bir israf.

Rotunda

Rabat kalesinden çekilen aşağıdaki resimde, kmlerce ötedeki katedral net bir şekilde, resmin sol tarafında seçilebiliyor.

Gozo Rabat

Aşağıda ise Gozo’nun bir başka simge yapısı, Ta Pinu Basilicası. Issız bir alanda tek başına yükselen özgün bir kilise.

WP_20130425_058

Adada ayrıca bir Türk mezarlığı bulunuyor. Osmanlı’nın son dönemlerinde inşa edilmiş. Ziyaret etme şansı olmadı, dışarıdan gördüm.

Yemekleri lezzetli, insanı sıcak, havası sıcak. Bu kadar tarihi olunca, ada, film çekimleri için de oldukça sık kullanılıyormuş. Malta seyahatim sonrası birçok yabancı film ve dizi setleri tanıdık geldi. En başta da Game of Thrones.

Malta’da San Giljan St George’s Bay bölgesinde konakladım. Bu bölgede yapılar görece daha yeni. Konaklama için düşünülebilir, yazın sahili var. Baharda veya kışın gidecekseniz başka bir bölgede kalmanızı öneririm. Gozo’da ise Mgarr yokuşunda yer alan Grand Hotel’de konakladım. Manzarası güzel, oldukça hoş bir hotel. Ada merkezinde daha hoş oteller bulabilirsiniz.

+
Tarihi askeri yapılar
Hoş ve rahat ortam
Dwerja bölgesindeki doğal hazineler
Makul fiyatlar


Yerleşim alanlarının sıklığı
Ormanı olmaması, yeşil alan azlığı

*
Malta adası büyüleyici bir yer. Bu nedenle ada sürekli bir film seti olarak çalışıyor. Malta tatili için en az 1 hafta kalmayı planlıyabilirsiniz. Muhakkak Gozo’ya da uğramanız lazım. Adaya ziyaretin ana amacı tarihi-kültürel ziyaret olup, Dwerja bölgesini saymazsak doğa turizm ikinci planda olmalı.

Malta’da çok sayıda ingilizce dil kursları var. İngilizce öğrenmek için ideal bir yer olabilir.

Not: Malta’ya Nisan 2013’de gitmiştim. bu yazıyı, 2 sene sonra Eylül 2015’de yazıyorum. Net olarak hatırlamamakla birlikte resimleri o dönem sahip olduğum Iphone 4s ile çektiğimi hatırlıyorum.

Yorum bırakın