Son Seyahatler

Şikago (Chicago) – Rüzgarlı Şehir

Amerika seyahatimin son şehri Şikago oldu. Şikago’ya gitmeye isteksizdim. İyi ki de gitmişim, Şikago beni çok şaşırttı ve kendini sevdirdi. Michigan Avenue, Milenyum Park, Müzeleri ve en önemlisi şehrin havası. İster istemez New York ile karşılaştırdığım Şikago belki New York kadar ikonik değil, ama daha keyifli olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Umarım okumaktan keyif alırsınız.

Şehrin siluetini gökdelenler oluşturuyor. ABD’nin en büyük 3. şehri olan Şikago gökdelen kültürünün başladığı yer, dünyanın ilk gökdeleni bu şehirde yapılmış. 1885 yılında tamamlanan “Home Insurance” Binası 10 katlıymış. 1931 yılında yıkıldığı için bu binayı göremedim. Şikago halen bir gökdelen şehri. Şehrin merkezinde her köşeden bir gökdelen yükseliyor. 1973 yılında tamamlanan 108 katlı Willes kulesi, 25 yıl dünyanın en yüksek binası ünvanını korumuş.

image

Solda görünen yüksek kule 108 katlı Willis Tower.

Michigan gölü kıyısında yer alan şehrin merkezinden Chicago ırmağı geçiyor. Şehir bu ırmağın iki yakasında yükseliyor. Bu da şehri New York’dan daha ilgi çekici yapıyor. New York’da şehri bir bütün olarak görebilmek için şehrin dışına çıkmanız veya Rockefeller, Empire State gibi yüksek bir binanın seyir terasında olmanız gerekiyor. Şikago’da ise, ırmak geniş bir alan bırakıyor ve görselliği arttırıyor.

image

Şikago Nehri’nin iki yakasında kuleler yükseliyor. Sağda yeralan Trump Kulesi şehrin en yüksek ikinci binası.

image

Nehir üzerinde şehir turları oldukça yaygın.

Şehrin ilk ziyaret noktalarından biri Milenyum Park (Millenium Park). Parkta oldukça ilginç eserler var. Bunların en ilginci Bulut Kapısı (Cloud Gate). Şeklinde ötürü Şikagolular Bean yani Fasülye olarak adlandırmış. Bu eliptik şekilli metal ayna, size şehri panaromik olarak görme fırsatı sağlıyor.

image

Millenyum Park’tan Şikago manzarası, önde Bulut Kapısı nam-ı diğer Fasülye (Bean)

Millenyum parkı gezdikten sonra, Muhteşem Mil (Magnificent Mile) olarak adlandırılan Michigan Avenue‘da yürümenizi öneriyorum. Aslında Muteşem Mil caddenin belli bir bölümü. Bu bölüm Amerika’da çok fazla göremeyeceğiniz, biraz Şanzelize (Champs-Élysées) biraz Bağdat Caddesi benzeri. İkisinin de gerisinde kalmakla birlikte, yürümesi oldukça keyifli. Caddenin iki tarafında da mağazalar, restoranlar müşterilerini bekliyor.

image

Michigan Aveneu – Magnificant Mile. Uzakta Hancock kulesi görünüyor.

image

Michigan Aveneu – Muhteşem Mil, yürümesi oldukça keyifli.

Şikago genel olarak New York’dan daha yeşil. New York’da yeşil alanlar büyük oranda Central Park’a sıkışıp kalmış. Şikago’da daha yaygın. Genel olarak Şikago’yu New York’dan daha fazla sevdiğimi söyleyebilirim. Yalnız Şikago’da yaşamanın büyük bir sorunu olsa gerek, çok soğuk bir şehir. Aynı zamanda çok da esintili oluyormuş. Bu yüzden şehrin lakabı Rüzgarlı Şehir.

image

Michigan Gölü ile Michigan Bulvarı arasında yer alan dikey yollardan biri.

Broadway kadar olmasa da Şikago da şovları ile meşhur. Oldukça eski tiyatroları bulunuyor.

image

1921’de açılan Meşhur Şikago Tiyatrosu ve neon ışıkları.

Şikago aynı zamanda müzeler şehri. Şehirde öne çıkan çok sayıda müze bulunuyor, ben Bilim ve Sanayi (Science and Industry Museum), Doğal Tarih Müzesi (Field Museum) ve Adler Planetaryum (Adler Planetarium) gittim.  Bunların dışında akvaryum ve güzel sanatlar müzesi de meşhur. Doğal Tarih Müzesinde yer alan Sue isimli 12.3 metre boyunda yaşadığı zaman 6.5 ton ağırlığında olan T-Rex görmeye değer. Sue’nun orijinal kafatası oldukça korkutucu. 1990 yılında bulunan dinazorun iskeletini 7.6 m $ bedelle müze satın almış. Müzede farklı dönemlerden eserler de sergileniyor, Mısır dönemine ait firavunlar da ilginç.

image

Sue ile tanışma anımız.

Science müzesinde sergilenen birçok başka parçanın yanında en dikkat çekici olanı II. Dünya Savaşında Alman’lar tarafından kullanılan U505 denizaltısı oldu. Devasa denizaltı için müzenin galerilerinden biri ayrılmış. Müzede ayrıca bir bisiklet sergisi bulunuyor. İlk bisikletlerin ayakları yere sürerek ilerletilmesi dikkat çekici. 50-60 yıllık bir uğraş sonucu modern bisikletler 1890’larda kullanılmaya başlamış. 125 yıllık çabaya rağmen bisikletlerin istenilen ölçüde yaygınlaşamaması üzücü.

image

Modern bisikletler 1890’lardan beri yollarda.

Adler planetaryum bulunduğu bölgeden Şikago merkezi oldukça güzel görünüyor.

image

Gün batımında Adler Planetaryumundan Şikago.

Şikago’da toplu taşıma şehrin inşasından sonra gelişmiş. Loop olarak adlandırılan şehir merkezinde metro hatları yolların üzerinde inşa edilmiş. Bu da şehir merkezinde yer alan bir çok noktada ambiyansı bozmuş.

image

Ana caddeler üzerinde kurulmuş metro rayları şehrin görüntüsünü bozuyor.

İstanbul Mecidiyeköy’de olduğu gibi. Şikago’da çift katlı yollar oldukça yaygın. Merkezde yer alan bazı gökdelenlerin ilk 10 katı otopark olarak kullanılıyor. Çok ciddi sayıda araç olan şehirde trafik oldukça akıcı. Çift katlı yolların faydalı olduğunu düşünüyorum.

image

Nehir kıyısında yer alan çift katlı yollardan biri. Alt-üst resmini çekip birleştirmeye çalıştım.

Şehrin öne çıkan iki yemeği bulunuyor, biftekleri ve deep dish pizzaları. Biftek için Tango Sur isimli restorana gittik. Biftek küçük bir mangal üzerinde servis edildi. Bu bifteğin soğumasını engelliyor. Şikago usulü pizza oldukça büyük ve lezzetli. Giordano’s isimli pizzacısında yediğimiz ve küçük boy sipariş ettiğimiz pizza rahatlıkla 4 kişiyi doyurabilir. Bu iki mekanda da önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Kahvaltı olarak Corner Bakery’de pancake yedim. Tavsiye ederim. Şikago kültürünün önemli bir diğer parçası jaz müzik. Maalesef dinleme fırsatım olmadı. Bir sonraki sefere.

image

Şikago usulü “deep dish” pizza yiyebileceğiniz Giordano’s.

image

Tango Sur’da biftek keyfi.

Magnificent Avenue üzerinde yer alan cafeler de bir yorgunluk kahvesi içmek için güzel. Grand Lux Cafe’yi denemenizi tavsiye ederim.

image

Grand Lux Cafe

Amerika’da çok fazla siyasi gösteri görmedim. Genellikle siyahların yaptığı protesto eylemleri gözlemledim. Bu açıdan, Şikago’da Michigan Avenue’da rasladığım bu İsrail protestosu ilgimi çekti. Protesto caddenin en işlek noktalarından birinde, Water Tower’da gerçekleşiyordu.

image

Michigan Avenue üzerinde yer alan Su Kulesinde İsrail protestosu.

Ve akşam olunca Şikago… New York’dan pek de farklı değil.

image

Şikago silueti New York’u çağrıştıyor.

image

Milenyum Park ve Bean. Solda yer alan Aon kulesi 346 m yükseklik ile Şikago’nun en yüksek 3. binası.

Son olarak Şikago sokaklarında yürürken The Drake isimli otele rastladım. Bu otelde çok sevdiğim filmlerden Wicker Park’ın bir sahnesi geçiyordu. Arkasında ise bütün ihtişamı ile Hancock Kulesi yer alıyor. 1969 yılında tamamlanan bu kule de 100 kat bulunuyor. Günümüzde Willis, Trump ve Aon’dan sonra Şikago’nun halen en yüksek 4. binası. Willis ve Hancock kulelerinde yer alan seyir teraslarından Şikagoyu panaromik olarak gözlemlemek mümkün. Benim fırsatım olmadı. Bu teraslara çıkan arkadaşlarım tavsiye ediyorlar. Maalesef the Drake’de kalmadım, ama kaldığım otel Club Quarters tam şehrin kalbinde ve makul fiyatlı idi.

image

+
Magnificent Mile’da yürümek oldukça keyifli.
Doğal TarihMüzesinde (Field Museum) Sue isimli T-Rex ile tanışılabilir, Bilim Müzesinde U505 ve hikayesi öğrenilebilir.
Fırsatım olmadı ama Michigan göl kıyısında bisiklet turu yapmak isterdim.
Willis ve Hancock kulelerinin seyir teraslarından şehir gözlemi.


Şikago çok soğuk bir şehir. Şehri ziyaret etmek isterseniz, muhakkak hazırlıklı gitmeniz gerekiyor.

*
Amerika’nın en güzel şehirlerden biri. Birçok yönden New York ambiyansına sahip, ama ondan daha keyifli. Havası soğuk olsa da kendisi daha sıcak.

2 Geri Bildirim / Pingback

  1. Stockholm – Kuzeyin Kraliçesi | iki kapılı han
  2. Bangkok – Güneydoğu Asya’da bir İstanbul – iki kapılı han

Yorum bırakın