Viyana
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu başkenti Viyana’yı tek kelime ile anlatmak için seçeceğim kelime görkemli olurdu. Şehir imparatorluk geçmişinin izlerini her köşesinde taşıyor. Bundan 100 yıl önce 1914’de I. Dünya Savaşı başlarken Viyana’nın nüfusu 2 milyonun, imparatorluk nüfusu da 50 milyon’un üzerindeymiş. Karşılaştırma için aynı dönemde İstanbul nüfusu 1 milyonun, tüm Osmanlı nüfusu da 25 milyon’un altındaydı. Avusturya bugün oldukça mütevazi, toplam nüfus hemen hemen 10 milyon, şehir de 1,8 milyon Viyanalı‘ya ev sahipliği yapıyor. Viyana’yı ve görkemini anlamak için az biraz Habsburg tarihi okumak gerekiyor.

Hofburg Sarayı Heldenplatz (Ağustos 2014)
Viyana’da güne kahveniz ve yanında kruvasan ile başlayabilirsiniz. Türk mutfağında sabahları tuzlu yemeğe, pratik olarak da simite alışmış durumdayız. Viyana’da ise hamur işlerinde tatlı türler baskın. Bunların başında da kruvasan geliyor. Bulabilirseniz bademli, yoksa çikolatalısını tavsiye ederim. Karnınızı doyurduktan sonra artık şehri gezmeye başlayabilirsiniz. İlk durağınız Müzeler Meydanı olmalı. Buradan belediye binası yönüne doğru yürüyerek şehri gezmelisiniz. Sonrasında da geri dönerek Volksgarten parkı üzerinden Hofburg Sarayı ve çevresini gezmeniz olur. Buradan da Stephansdom’a ulaşmanız ve prestijli alış-veriş caddesi Kartner Caddesi üzerinden (Kärntner) Opera binasına gelerek turunuzu tamamlamanız olur. Bu bölgedeki Karlsplatz meydanını ve Karlskirche Kilisesini de gezebilirsiniz. Bu ana turunuzdan sonra, mutlaka şehir merkezinin biraz dışında olan Schönbrunn Sarayına ve vaktiniz kalırsa Belvedere Sarayına gitmeniz iyi olur. Son olarak da Mariahilfer Caddesinde gezip, alışveriş yapabilirsiniz. Kartner Caddesinde gezmenizi, alışverişinizi Mariahilfer caddesine saklamanızı tavsiye ederim. Aşağıda zikrettiğim bu önemli noktaları belli bir sıra içermeden paylaşmak istiyorum.
Habsburg Hanedanı kendilerini Roma İmparatorluğu’nun varisi olarak konumlandırmış. Habsburglar uzun süre bir konfederasyon olan Kutsal Roma-Germen İmparatorluğuna liderlik yapmışlar. Bu nedenle, kökeninde bir Alman şehri olmasına rağmen, Viyana’da Roma imparatorluğuna özenme olduğu gözlemlenebiliyor. Bunun çok açık bir örneği, 19yy’da inşa edilen Avusturya parlamentosu.

Parlamento (Mayıs 2012)
Parlamento, ana mimarisi dışında da etrafında konumlanmış çok sayıda heykel ile de Roma İmparatorluğu’nu çağrıştırıyor. Bunlardan bir tanesi binanın hemen önünde yer alan, Roma’da yer alan benzerlerini çağrıştıran çeşme.

Parlamento (Mayıs 2012)
Heykeller gerçekten türünün iyi örnekleri ve yapının görkemi ile bütünlük taşıyorlar. Bu heykellerden kuğu üzerinde çocuk benim favorilerimden.

Parlamento (Mayıs 2012)
Parlamento’dan hedefiniz belediye binası (Rathaus – Town Hall) olmalı. Bina oldukça görkemli. Özellikle yazları bahçesinde festivaller düzenleniyor. Vakit geçirmek için şehrin en iyi noktalarından bir tanesi. Özellikle burada düzenlenecek bir klasik müzik konserini yakalamaya çalışın. Bazen bina üzerine devasa ekran kuruyorlar. Bildiğim kadarıyla bazen açık hava film gösterileri de oluyor.

Rathaus’da klasik müzik dinletisi
İmparatorluk geçmişi dolayısıyla Viyana bir saraylar şehri. Bu saraylardan en önemlileri Hofburg, Schönbrunn ve Belvedere Sarayları. Aslında Viyana’daki kamu binalarının büyük bir bölümü saray görünümünde. Bunların içinde Hofburg ve Schönbrunn listenizde en üst sırada olmalı.
Hofburg Sarayı Habsburg hanedanının imparatorluğu yönettiği merkezmiş. Saray ve etrafındaki yapıların tamamı çok iyi korunmuş. Saray ve yapıların büyük bir bölümü tarihi tramvay hattının geçtiği Ring Road – Ringstraße içerisinde kalıyor. Bu bölge Viyana seyahatinin olmazsa olmazı. Sarayı ziyaretiniz günlerinizi alabilir, zira saray çok büyük bir Saraylar kompleksi.

Hofburg Sarayı ek bölümü Neue Burg (Ağustos 2014)
Sarayın bence en güzel bölümü Neue Burg. Saraya sonradan eklenmiş. Ana binalar için Michaelerplatz’a geçmeniz gerekiyor. Michaelerplatz’da Roma kalıntıları da bulunuyor. Hofburg’un bugün çok büyük bir bölümü müze olarak çalışırken belli bir bölümü de kütüphaneye dönüştürülmüş.

Hofburg Sarayı yeni bölümü kütüphane yapılmış (Ağustos 2014)
Saray kompleksinde bir bina at binicilik okulu. Bu görkemli yapının bir binicilik okulu olduğuna inanmak oldukça zor. İlk öğrendiğimde birkaç kez sorarak teyit ettirmiştim.
Şehirde ziyaret edilmesi gereken ikinci saray, İmparatorluğun yazlık sarayı Schönbrunn. Schönbrunn merkeze yaklaşık 10km mesafede ama halen şehrin için kalıyor. Ulaşım için metro ve sonrasında da biraz yürümeniz gerekiyor, ama kesinlikle değiyor. Sarayın kendisinden çok, bahçesi çok daha özel. Bu büyük bahçede çok başarılı bir peyzaj kullanılmış, ağaçlar çok özenli budanarak duvar yerine ağaçlar kullanılmış. Avrupa’nın ilk hayvanat bahçelerinden biri burada kurulmuş ve ayrıca bahçede büyük bir labirent de var.

Schönbrunn Sarayı ana bina (Kasım 2008)
Hofburg ve Schönbrunn Saraylarında İmparatoriçe Sisi’nin (Elisabeth) ayrı bir önemli var. Sisi döneminin Leydi Diana’sıymış. Bana biraz magazinel geldi. Sisi’ye Macar’lar büyük sevgi duyuyorlar.
Bu büyük sarayın aldığınız biletinize göre farklı noktalarını gezebiliyorsunuz. Sarayın içinde çok görkemli salonlar var. Resim yasak olduğu için çekemedim. Sadece küçük bir odada aşağıdaki resmi anı olarak saklayabildim. Binanın içine girerseniz muhakkak Büyük Galeri’ye gidin.

Schönbrunn Sarayı’nda bir yemek odası (Kasım 2008)
Eğer zaman sıkıntınız varsa, sarayın içini gezmek yerine bahçesinde zaman geçirmenizi tavsiye ederim. Schönbrunn’da yarım günü, hatta tüm gününüzü geçirebilirsiniz. Sarayın ana binasının tam karşısında Gloriette yer alıyor. Hanedan’ın büyüklüğünü göstermesi için yapılmış. II. Dünya Savaşı sırasında yıkılan bina aslına uygun olarak tekrar inşa edilmiş. Burada yer alan kafeden şehri panaromik olarak görebilirsiniz.

Schönbrunn Sarayı Gloriette (Temmuz 2012)
Schönbrunn Sarayı’nda olmazsa olmaz bahçesinde kaybolmak.

Schönbrunn Sarayı bahçesi (Nisan 2009)
Viyana’da gezmeniz gereken üçüncü saray Belvedere Sarayı. Belvedere Sarayı da yazlık saray olarak inşa edilmiş, bugün müze işlevi görüyor. Eğer zamanınız kısıtlıysa es geçebilirsiniz. Eğer güzel sanatlara meraklı iseniz, Belvedere Sarayını öne alabilirsiniz, zira Gustav Klimt eserleri burada sergileniyor.

Belvedere Sarayı (Ağustos 2014)
Habsburg Hanedanı’nın Roma ya öykündüğünü söylemiştim. Belvedere Sarayının girişindeki kadın başlı aslan gövdeli ve kanatlı heykeller de belli bir ölçüde Mısır ve Pers Medeniyetlerine de öykünme olduğunu gösteriyor. Orjinallerine göre vasat.

Belvedere Sarayı (Mayıs 2012)
Hofburg Sarayını ve at okulunu gezdikten sonra (Schönbrunn ve Belvedere Sarayları merkez dışında olduğu için ayrı planlanmalı) hedefiniz Aziz Stefan Meydanı (Stephansplatz) ve burada yer alan Aziz Stefans Katedrali (Stephansdom) olmalı. Bütün Avrupa şehirlerinde olduğu gibi, Viyana’da da Kathedral önemli bir yapı. Aşağıdaki resimde binanın ön cephesi görünüyor. Kathedralin büyük kulesi resimde kadraja girmedi, sağda yer alıyordu. Bu yüksek kule çan kulesi olması dışında, özellikle Osmanlı’yı tehdit olarak gördükleri dönemde gözetleme kulesi işlevi de görmüş.
Ana bölümleri 12.yy’da inşa edilen Gotik Kathedralde zaman içerisinde eklemeler olmuş. Kathedral’de çok iyi bir işçilik var. Renkli çatısı oldukça dikkat çekici.

Stephansdom (Ağustos 2014)
Stephansdom’un içi dışından daha özel. Burada yer alan heykeller, vitraylar oldukça dikkat çekici. Heykellerdeki detaylar, heykellerde işlenen yüzlerin ifadelerine dikkatlice bakın, sizi şaşırtacak.

Stephansdom (Ağustos 2014)
Stephansplatz şehrin en önemli meydanlarından biri. Araç trafiğine kapalı meydan her daim kalabalık. Burada birbirinden görkemli binaların dükkanlarında şık mağazalar ve kafeler yer alıyor. Sokakta ise birbirinden ilginç ve başarılı şovlar sokak sanatçıları tarafından icra ediliyor. Çok kalabalık.
Viyana aynı zamanda bir parklar şehri. Şehrin münferit noktalarında çok sayında güzel parklar var. Nisan – Ekim arası bu parklarda sürekli festivaller var, gidip oturmanız, dinlenmeniz için ideal noktalar. Burggarten Parkı turistler için ideal bir nokta. Hem merkezi, hem keyifli.

Burggarten parkı Neue Burg’un arka yüzünde yer alıyor. (Nisan 2009)
Şehrin güzel parklarından biri aşağıdaki resimde yer alan Volksgarten. Resimde arkada belediye binasının kulesi, sağda tiyatro binası görünüyor. Hofburg Sarayı ise fotoğraftakilerin baktığı yönde yer alıyor. Volksgarten biraz daha görsellik sunmak için ve transit geçiş için. Burggarten ise daha oturmalık.

Volksgarten Parkı (Ağustos 2014)
Viyana’nın en önemli yapılarından biri hiç kuşkusuz Opera Binası (Staatsoper). Aslında bu bina şehrin ruhu. Bu kadar görkemli saray ve bina arasında, mimari olarak olmasa bile, kültürel olarak Opera Binası öne çıkıyor. Viyana Mozart‘ın, Beethoven‘ın diğer ünlü müzisyenlerin şehri, klasik müziğin merkezi. Bilemediğim bir nedenle Mozart sevgisi çok daha yüksek. Klasik müzik kültürünü devam ettirmeye devam ediyorlar. Opera’da bir gösteri izleme fırsatım maalesef olmadı. Opera’dan çıkan Viyanalıları gördüm. Özellikle belli bir yaşın üzerindeki Viyanalılar, en şık giysileri ile gelmişler. Herkes birbiri ile şıklık yarışında.

Opera Binası (Mayıs 2012)
Müzeler meydanı da (Museumsquartier) gideceğiniz önemli yerlerden biri. Bu bölümde 10’un üzerinde müze var. En dikkat çekicileri ikiz binalarda yer alan doğal tarih ve güzel sanatlar müzeleri.

Müzeler Meydanı (Nisan 2008)
Viyana, Osmanlı kuşatması sonucu kahve ile taşınmış. Çok hızlı bir şekilde kahveyi yaşamlarının için dahil etmişler. Bugün Viyana’da birbirinden güzel ve eski kafe birbirlerinde güzel tatlıları ve lezzetli kahveleri müşterilerine sunuyorlar. Benim favori kafem, Lindtmann Cafe. Benim için diğer kafelerden farkı, leziz tatlılarının yanında hem kıvam hem sunum açısından çok başarılı olan Türk kahveleri. Ring üzerinde bulunan Lindtmann Kafe dinlenmek için ideal bir noktada yer alıyor. Parlamento’dan sonra belediye binasına giderseniz, yorulmanız halinde Lindtmann kafede soluklanabilirsiniz. Viyana tiyatro binası da (Burgtheater) Lindtmann kafeye komşu.
Lindtmann Kafe’de meşhur Avusturya tatlısı Sacher‘i deneyebilirsiniz. Lindtmann’da şinitzel söyleyip iki kişi paylaşmanız da mümkün. Lindtmann diğer yerlere göre biraz daha pahalı ama değeceğini söyleyebilirim. Bir başka alternatif Cafe Central olabilir. Lindtmann’dan sonra 5 dakika yürüme mesafesinde. Kışın belki Cafe Central daha iyi bir seçim olabilir.

Lindtmann Kafe (Mayıs 2012)
Mariahilfer caddesi Müzeler Meydanından başlayıp öbür ucunda Westbahnhof tren istasyonuna kadar uzanıyor. Alışverişinizi bu cadde üzerinde yapabilirsiniz. Aradığınız herşeyi burada bulacaksınız. Bu bölgede bir turist olarak kafe ve restoran bulmanız biraz zor. Ben iyi bir lokasyonda olduğu ve makül fiyatlarından dolayı Hoofbräu lokantasını tercih ettim. Çok özel değil ama dinlenmek için ve yerel içeceklerden biri Almdudler içmek için ideal bir yer. Üzüm ve elmadan yapılan gazlı bir içecek. Ben pek sevemedim.
Viyana’nın en meşhur yemeği Viyana Şinitzeli. Bizde bilinenin aksine bu şinitzel çeşitinin geleneksel çeşidi dana etinden yapılıyor. Viyana’nın yerel yemeği döner olmuş durumda, şehrin merkezi noktalarında döner satan büfeler adım başı.
Bir başka yerel tat Neapolitan Wafer yani gofret. Gofreti ilk olarak Maner denilen bir Avusturya firması 1898 yılında üretmiş. Bugün hala başta fındıklısı olmak üzere çeşitli tatları satılıyor. Hediye olarak alabilirsiniz, ama şimdiden söyleyim, Eti Hoşbeş çok daha lezzetli. Hediyelik olarak Mozart Çikolatalarından da düşünebilirsiniz. Marzipan denilen badem ezmesi içeriyorlar.
Naschmarkt yeme içme yerlerinde biri, bir çeşit açık pazar. Sizi oraya götürmek isterlerse, eğer kısıtlı vaktiniz varsa nazikçe reddedebilirsiniz :). Uzun süre kalacaksanız ilginç olacaktır.
Viyana’da çok fazla konaklama seçeneğiniz var. Benim tercihim ve tavsiyem iki kere kaldığım Trend Parkhotel Schönbrunn Wien olur. Otelin binası aslında Schönbrunn Sarayı’nın misafirhanesi olarak yapılmış. Otelde iyi bir odaya düşerseniz, manzaranız Sarayın bahçesi olacak.

Trend Parkhotel Schönbrunn (Temmuz 2012)
Otelin lobisi de Sarayın bahçesine bakıyor. Yorgunluğunuzu burada atabilirsiniz.

Trend Parkhotel Schönbrunn (Mayıs 2012)
Viyana, Türk tarih kitaplarında çok önemli yer tutan bir şehir. I. ve II. Viyana kuşatmaları, öznesi olan Osmanlı’yı nesnesi olan Viyana’dan çok daha derin etkilemiş. II. Viyana kuşatmasının başarısız olması ile Osmanlı kesin olarak gerileme dönemine girmiş ve Viyana’ya ise etkileri olumlu olmuş. Avrupa kahve ile tanışmış ve Kruvasan (Croissant) bulunmuş.
Viyana’ya 8-9 defa gittim. İlk gittiğim 2008 yılından sonra her fırsat bulduğumda gitmek istedim. Hava, Kara ve Demiryolları ile şehre ulaştım. En zor olanı araba ile yaptığım seyahat oldu. Viyana toplu taşımayı dünyada en iyi çözen şehirlerden bir tanesi. Araba kiralamayı düşünmeyin. Eski Viyana merkezinde yürümek gayet uygun. Gerekli olması halinde de toplu taşıma ile çok hızlı bir şekilde istediğiniz yere ulaşabilirsiniz.
Şehre giderken detaylı bir plan yapmanıza gerek yok. Şehir merkezine geldikten sonra, isterseniz saatlerce yürüyebilir, her köşede rastladığınız müzelere girebilir, alışveriş sokaklarında gezebilirsiniz.
Aslında Viyana ile ilgili yazacaklarım hala bitmedi. Bir şehre ne kadar sık giderseniz, yazmanız o kadar zorlaşıyor. Her şeyden bahsetmek istiyorsunuz. Bazı eski resimlerimi bulamadım. Ve sadece kendi resimlerimi kullanmak istiyorum. (Sadece iki resim arkadaşımın makinası ile çekilmişti.)
Orta Avrupa’nın birbirlerine 3’er saat mesafede 3 önemli başkenti var; Viyana, Prag ve Budapeşte. Bunların 3’ü de Tuna nehrinin içinden geçtiği tarihi şehirler. Biri Alman, biri Slav ve sonucusu Macar şehri. Benim listemde sıralama Budapeşte, Viyana ve Prag. Viyana ve Prag hastaları da az değil. Viyana’nın en büyük eksikliği nehir. Aslında şehir Tuna nehri kıyısında yer alıyor. Ama nehirdeki taşkınlar nedeni ile, şehir merkezini ve Sarayları nehir kıyısında kurmamışlar. Budapeşte ve Prag’da ise, tepelik yapılarından dolayı saraylar tam ırmak kıyısında. Tepe ve ırmak bu iki şehre masalsı bir hava katıyor. Umarım yakında bu iki şehri de yazma fırsatım olur.
Özellikle de Spittelau atık yakma tesisinden detaylı bahsetmek isterdim. Eski resimlerimi bulamadım. İlk yapacağım güncellemede bu tesisi de yazacağım.
+
İmparatorluk Görkemi
Park ve Bahçeler
Hofburg ve Schönbrunn Sarayları
Rahat ulaşım
Kruvasan ve tatlılar
–
Yüksek fiyatlar
Ring bölgesinde Tuna nehrini göremiyor olmak
*
Viyana Osmanlı’nın büyük çekişme içinde olduğu Habsburg Hanedanının başkenti. Çok net olarak söyleyebilirim ki Avrupa’nın en görkemli şehri Viyana. Araba kiralamayın, şehri yaya olarak gezin. Parklarında dinlenin. Gezmek için en az 3 gün ayırabilirsiniz. Viyana’nın yanında muhakkak Budapeşte ve Prag’a da gidin. Bu üç şehir için toplam 9 gün yeterli olacaktır.

Yorum bırakın