Stockholm – Kuzeyin Kraliçesi
Stockholm’e Kuzey’in Venedik’i diyorlar, ben Kuzeyin Kraliçesi derdim. Şehir tıpkı bir kraliçe gibi güzel ve en az o kadar da soğuk. Bu özel şehir, köprülerle birbirine bağlanmış adalardan oluşuyor. Baltık Denizi ve Malaren Gölü birleştiği şehir nadir bulunur bir doğal güzelliğe sahip. Doğal güzelliğin İsveçlilerin mimari zevkiyle birleşmesi, Avrupa’nın tartışmasız en muhteşem şehirlerinden birini doğurmuş.
Şehirde ilk durağınız, eski şehir anlamını taşıyan Gamla Stan bölgesi olmalı. Gamla Stan çok turistik ve kalabalık, ama sıkılmadan gezeceğiniz bir bölge. Şehrin en eski yerleşim alanı. Taş döşeli dar sokaklarında 13.yy’dan kalma evler var. Bu küçük bölge İsveç ve Stockholm’ün kalbi. Kraliyet Sarayı ve Parlamento Gamla Stan’da yer alıyor.
Gamla Stan’da ve şehrin genelinde, belki de şehrin soğuğu ve kışın karanlığına itiraz olarak yapılar rengarenk boyanmış. Kırmızı, turuncu, yeşil ve kahverengi binalar oldukça çok. Bu da şehre oldukça masalsı bir hava katmış. Şehir ilginç bir şekilde Prag’ı hatırlattı.

Stortoget meydanında Gamla Stan’ın tarihi evleri
Gamla Stan’da bazı apartmanlar arasında küçük boşluklar bırakılmış. Bu boşluklar dar sokaklar haline gelmişler.
Şehirdeki kraliyet yapıları oldukça sade. Kraliyet Sarayı heybetli ama gösterişten uzak. Genel olarak bütün binalar güzel ve bakımlı.

İsveç Parlamentosu (Riksdagshuset)
Gamla Stan’ın merkezi Stadsholmen adası, hemen bitişik sayılabilecek Riddarholmen ve Helgeandsholmen adaları da bölgenin parçası sayılıyor. Gamla Stan, şehrin farlı noktalarına iyi bir manzara manzara sunuyor. Bunların başında Gamla Stan ve Södermalm bölgelerini birleştiren Slussen geliyor.

Slussen’den Gamla Stan: solda Nobel Ödellerinin verildiği Belediye Binası, ortada Riddarholmen Kilisesi ve en sağda şehrin en eski kilisesi Storkyrkan.
Slussen’de yer alan ve şehrin daha panaromik görüntüsünü sunan ama şehrin dokusuna uyumsuz Gondolen‘in üst katı vaktiniz olursa ziyaret edebileceğiniz bir yer.

Gondolen’den Stockholm
Gezmek için Gamla Stan’a kısıtlı zaman ayırmanızı öneriyorum. Stockholm ziyaretçilerine eski şehirden çok daha fazlasını sunuyor. Kısa sürede bir turist olarak gözlemim şehrin öne çıkan 5 bölgesi olduğu yönünde oldu: Gamla Stan, Östermalm, Norrmalm, Södermalm ve Djurgarden adası.
Bu beş bölgenin de ziyaretçilerine sunduğu özgün unsurları var. Şehrin bana göre en güzel bölgesi Östermalm. Bu bölgeyi gezmeye şehrin önemli meydanlarından biri Stureplan’dan başlayabilirsiniz. Meydan aynı zamanda Swampen (mantar) denilen şehrin buluşma noktasına da evsahipliği yapıyor. Lüks markalar genelde şehrin bu bölgesinde mağazalarını açmışlar.

Stureplan Meydanı ve Swampen
Şehrin Norrmalm ve Östermalm bölgelerini ayıran Birger Jarlsgatan Caddesi üzerinden denize doğru yürüyüp, şehrin en göz doldurucu yeri Strandvagen Bulvarı’na erişebilirsiniz. Bu bulvarın sol tarafında Art Nouveau tarzında birbirinden güzel, şato tadında binalar; ortasında özenle budanmış ağaçlar ve sol tarafında da deniz ve sonrasında şehrin diğer adaları var. Tarihi gelişimi açısından Budapeşte’nin Andrassy Bulvarı ile büyük benzerlik gösteriyor. Buradaki binaların tamamı 19.yy sonunda inşa edilmiş.

Strandvagen Bulvarı
Bulvar şehrin en güzel yapılarından biri “Kraliyet Drama Tiyatrosu” ile başlıyor.

Tiyatro Binası (Kraliyet Dramatik Tiyatrosu)
Bulvar şehrin en önemli müzelerinin bulunduğu Djurgarden adasında bitiyor. Bu ada muhakkak gitmeniz gerek yerlerden biri. Djurgarden, kendi doğasının güzelliği dışında, İskandinavya Müzesi, Vasa Müzesi, Skansen Açık Hava Müzesi ve daha bir çok müzeye ev sahipliği yapıyor.

Strandvagen Bulvarından Djurgarden adası: solda İskandinavya Müzesi, sağda Vasa Müzesi
Djurgarden seyahatinizi sonraya saklayıp, Östermalm’ın ara sokaklarını gezebilirsiniz. Djurgarden’dan Karlaplan meydanına doğru yürüyebilir veya Nobel Parkında zaman geçirebilirsiniz.

Alışveriş yapmak isterseniz, şehrin Norrmalm bölümüne gitmeniz gerekiyor. Bu bölgede çok sayıda mağaza yer alıyor, tarihi NK alışveriş merkezi de burada. İlginç bir bilgi, Norrmalmstorg Meydanı, Stockholm Sendromu‘nun tespit edildiği soyguna ey sahipliği yapmış.

Norrmalmstorg Meydanı
Norrmalm’daki en önemli yerlerden biri Opera Binası. Binanın hemen solunda ise İsveç Krallığının kurucusu Gustav Adolf heykeli yer alıyor.

Opera Binası ve Gustav Adolf Heykeli
Stockholm’de en çok sevdiğim bölge Södermalm oldu. Şüphesiz Gamla Stan, Östermalm ve Djurgarden turistik açıdan çok daha zengin ve doyurucu. Södermalm’ı ise daha yaşanabilir görünüyor. Södermalm’da yer alan ve birbirini dik kesen Hornsgatan ve Götgatan caddeleri oldukça işlek ve birçok kafeye ev sahipliği yapıyor. Kahve demişken şehrin kahve kültürü fika‘dan bahsetmeden olmaz. Ama önce müzeler.

Medborgarplatsen Meydanı (Yanlış görmediniz, az ileride Stockholm Camisi yer alıyor)
Stockholm bir müzeler şehri. Şehrin her tarafında bir müzeye rastlıyorsunuz. Bir müze sever olarak, 5 aylık bebekle gezdiğim için sadece 3 müzeyi gezme fırsatım oldu. Bunlar Vasa Müzesi, Fotoğrafçılık Müzesi ve Akdeniz Müzesi oldu.
İlk olarak Vasa Müzesi. Stockholm’ün en olmazsa olmaz müzesi. En azından benim gittiklerim arasında. Djurgarden’de yer alan müze adını 1628 yılında ilk seferinde batan Vasa Kalyonundan alıyor. Kaderin bir cilvesi, düşmanlara korku salmak için inşa edilen gemi, gösterişli olması için yapılan eklentiler sonucu dengesiz ve ağır olduğu için batıyor. 333 yıl sonra denizden çıkartılarak müze haline getiriliyor.Vasa bir şavaş gemisi olduğu kadar bir sanat eseri de. Geminin üzerinde çok sayıda eser bulunuyor.
Sanıyorum Vasa Müzesi Şikago‘daki II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından ticaret gemilerini batırmak için kullanılan U-505 denizaltısı müzesine öncülük etmiş olabilir. U-505’in hikayesi daha ilginçken, Vasa Müzesi kesinlikle görmeye daha değer.

Vasa Müzesi ve Vasa Kalyonu
Gezmeye fırsatımın olmadığı İskandinavya Müzesi’nin (Nordic Museum) binası belki de Stockholmdeki en görkemli bina. Fırsatınız olursa Vasa ile komşu bu müzeye mutlaka gidin.

İskandinavya Müzesi (Nordic Museum)
İskandinavya uzun zamandır gitmek istediğim, bir türlü yolumun düşmediği bir bölgeydi. Baba olduktan sonra ilk seyahatimi bu şehre yaptım. Şehir kesinlikle aile, özellikle bebekli aile dostu. Bebekli kişilerin bebek arabası ile otobüslere binmeleri ücretsiz. Şehirdeki bütün yollar bebek arabası dostu. Şehir merkezinde başka hiçbir şehirde göremeyeceğiniz kadar bebek arabası görmeniz mümkün.

İskandinavya Müzesi
Stockholm’de şanslıydım ve çocukluk arkadaşımı görme fırsatım oldu. Hem yanımızda bebek olması, hem de Gamla Stan’da olmamız sebebi arkadaşım Akdeniz Müzesine götürdü. Müzenin özellikle Mısır ve Kıbrıs’tan çok sayıda eserin yer aldığı iyi bir kolleksiyonu olduğunu gördüm. Eğer diğer müzelerden vaktiniz kalırsa gitmenizi tavsiye ederim.

Akdeniz Müzesinde iyi korunmuş bir Mumya
Son olarak Fotoğrafçılık Müzesi (Fotografiska). Müzede ikonik denilebilecek çok sayıda fotoğraf var. Ama müzenin en keyifli bölümü en üst katında yer alan kafesi. Sadece burada yapılacak bir kahve keyfi için bile bu müzeye gitmeye değer.

Fotoğrafçılık Müzesi (Fotografiska)
Stockholm’ün metropol nüfusu 2 milyonun üzerindeymiş. Adalardan oluşan bu şehirde ulaşım, özellikle arabayla, oldukça sıkıntılı. Stockholm’lüler çözümü bulmuşlar: bisiklet. Çok önemli bir ulaşım aracı olan bisiklete Stockholm’lülerin hakkını verdiğini söyleyebilirim. Bisiklet yolları çok işlevsel, şehrin her noktasında bisiklet kullanan insanlar görebiliyorsunuz. Umarım birgün ülkemizde de bu noktaya gelebiliriz.

Stockholm’de ulaşıma çözüm bisiklet olmuş.

Bir sokak arasında park edilmiş bisikletler
Stokholm’ün akşamları da ayrı bir havası var.
Şehirde ne yenir ne içilir derseniz, İsveç’in en meşhur yemeği balıkları. Göl ve denizle bu kadar içiçe bir şehirde başka bir yemek olmazdı. İkinci olarak köttbullar dedikleri köfteleri. Tarihçesi çok ilginç, bir dönem Osmanlı’ya sığınan kralları Demirbaş Şarl (Charles XII), İsveç’e dönerken Türkiye’den lezzetleri de yanında götürmüş. Sonuç aslı varken taklidi olmaz olmuş. İsveç köftenin geleneksel sunumunda reçel olması ilginç bir tezat yaratmış. Köftenin yanında püre de var. Fırın ürünleri, ekmekleri de çok lezzetli ama kraker ekmekleri daha popüler.

İsveç Köftesi Köttbullar
Stockholm’ün çok gelişmiş bir kahve kültürü var. Kahve+Tatlı+Keyfin için özel bir isim üretmişler: fika. Kahve kültürünün yaygın olması kendi markalarını yaratmalarını da sağlamış. Bunlardan Espresso House ve Wayne’s Coffee çok popüler iki zincir. Güçlü yerel zincirler, Starbucks’ın ve diğer yabancı markaların yaygınlaşmasını engellemiş. Özellikle Espresso House’u tavsiye ederim. Gamla Stan’da da çok sayıda bireysel işletilen kafe var. Bu kafeleri de deneyebilirsiniz.
İsveç Euro bölgesine dahil olmamış ve ulusal para birimi kronu (SEK) kullanıyor. Kredi kartı kullanımı çok yaygın, 6 gün boyunca para bozma ihtiyacı duymadım.
Fiyatlar yüksek olmakla birlikte taksi dışında kabul edilebilir seviyede. Havaalanından şehre ulaşım için taksiler sabit fiyat 520 kron (180 TL) istiyorlar. Zincir kafelerde kahve fiyatları 20-40 kron (7-14 TL arasında) değişiyor.

Andaçlarda kullanılan yaygın bir resim
+
Muhteşem doğası
Gamla Stan, Strandvagen Bulvarı, Park ve Bahçeleri
Başta Vasa Müzesi olmak üzere müzeleri
Feribot yolculuğu
Şehircilik
–
Soğuk. Çok soğuk!!
Kışın gündüzleri kısa, aynı zamanda çok bulutlu. Güneşe ve güne hasret kalınabilir.
*
Stockholm kesinlikle çok etkileyici bir şehir. Düzenli, temiz ve bakımlı. Biz yaz tekrar gidip, daha detaylı gezmek isterim. Strandvagen Bulvarı’nda bir yürüyüş, kafelerinde fika keyfi kaçırılmaz. Keşke bu kadar kuzeyde olmasaydı.

merhaba bu güzel anlatım için öncelikle teşekkürler. Yazinizin üzerinden epey geçmiş ama hala bebek arabali ailelere otobüsler ucretsiz midir bilginiz var mı?
BeğenBeğen
Değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Güncel kuralları ise maalesef bilmiyorum.
BeğenBeğen