Helsinki
Helsinki şatafattan uzak çok zarif bir şehir. Şehirdeki yapılarda sadeliğin ve işlevselliğin ön plana çıktığını görebiliyorsunuz. Şehrin en önemli yapısı ve simgesi olan ve oldukça görkemli olduğu rahatlıkla söylenebilecek Helsinki Kathedrali’nin iç mekanı olabildiğince sade. Şehrin eski mahallelerinde tarihi doku korunmuş, sonradan gelişen bölgelerindeyse oldukça modern binalara rastlıyorsunuz. Şehirde gökdelen diyebileceğimiz yükseklikte bir yapı bulunmuyor.
Helsinki turistik bir şehir değil. Şehre turistlerin yaygın olarak geldiği dönem yaz ayları. Seyahatimi yaptığım Ekim ayında şimdiden kış başlamış, sıcaklık oldukça düşmüştü. Finlandiya’ya başkentlik yapan şehrin nüfusu sadece 600 bin, metropol alanı ile 1 milyona ulaşıyor. Turist sayısının az olması, nüfusun düşüklüğü ve kış mevsiminin yaklaşması ile sokak ve caddeleri oldukça sakindi.
Helsinki’nin yabancılar için ilgi çekici bölgelerini üç kısım olarak düşünebilirsiniz. Şehrin merkezi olan eski mahalle (old town) bölgesi şehrin olmazsa olmazı. İlgi çekici diğer iki bölge ise Dizayn (Punavuori ve Eira) ve Kallio mahalleleri. Dördüncü olarak şehrin adaları çok meşhur ve belki de en keyifli kısmı ama maalesef gitme fırsatım olmadı.

Helsinki’nin prestij bölgesi Esplanadi
Şehri gezmeye eski şehir turu ile başlayabilirsiniz. Esplanadi‘den Güney Limanı‘na yürümenizi, Pazar Meydanı’nı ve Kauppatori’yi gezip beyaz kilisenin olduğu Senate meydanına geçmenizi ve alışveriş caddeleri üzerinden Merkez Tren Garı, opera binası ve Ateneum‘un bulunduğu Tren Garı Meydanı’na gelmenizi öneririm. Sonrasında da Sokos Hotel Torni‘ye geçip şehri kuşbakışı izlemenizi. Bu küçük turla şehir merkezinin neredeyse tamamını görmüş olacaksınız.

Şehrin prestij bölgesi Esplanadi. Bölgenin ortasında geniş bir park olan Esplanadinpuisto Park‘ı var ve parkın iki yanında da Pohjoisesplanadi ve Eteläesplanadi caddeleri ve şık binalar bulunuyor. Cadde üzerindeki Esplanadi Kafe şehrin en iyi kafelerinden biri.
Yazın Esplanadi parkının çok kalabalık olduğunu tahmin ediyorum. Ekim ayında oldukça sakin. Maalesef bu güzel cadde oldukça kısa. Cadde doğrudan Güney Limanı‘na (South Harbour) ve burada bulunan Pazar Meydanı’na (Market Square) açılıyor.

Pazar Meydanı, uzakta Rus Kilisesi görülüyor.
Pazar meydanından yer alan Kauppatori şehrin pazarı, özellikle deniz ürünleri bulabilirsiniz. Mantar oldukça popüler. Allas deniz havuzu da bu bölgede bulunuyor.

Kauppatori Pazarı
Bu bölgede ufukta gördüğünüz Rus Kilisesi Uspenskin Katedrali ilginizi çekecektir. Rus kilisesi bir ada üzerinde, ama küçük bir köprü ile anakaraya bağlı. Rus Kilisesinin hoş bir mimarisi var. Tuğla yapının çatısı yeşile dönmüş ve Rus mimarisinde sıkça rastlanan, altın kaplama olduğunu tahmin ettiğim soğan kubbe ile taçlanmış.
Helsinki seyahatim için oldukça şanslıydım. Bir Fin arkadaşım şehirle ilgili birçok ipucu paylaştı. Limandan Rus Kilisesine doğru giderken Kavaranta sokağını arayabilirsiniz. Bu deniz kıyısındaki sokakta çok sayıda kahve yer alıyor. Tavsiyelerden biri olan ve bu sokakta yer alan Johan & Nystrom Cafe’de yediğim bademli kruvasan şaşırtıcı derece lezzetliydi.

Şehrin önemli yapılarından Uspenskin (Rus) Kilisesi

Rus Kilisesinden Helsinki manzarası, Beyaz Kilise çok net görülüyor
Rus Kilise’si bir tepenin üzerinde. Kilisenin bahçesinden Helsinki’yi Beyaz Kilise’yi çok rahat bir şekilde görebiliyorsunuz. Doğal olarak güzergahınızı şehrin o bölümüne doğru planlıyorsunuz.
Helsinki’nin ana meydanı olan Senato meydanı (Senate Square), şehrin simge yapısı Helsinki Katedrali’ne, nam-ı diğer Beyaz Kilise‘ye, ev sahipliği yapıyor.

Helsinki Kathedrali ve Senato Meydanı
Beyaz Kilise Helsinki’nin en dikkat çekici yapısı. Şehrin birçok noktasından görülüyor. Biraz Yunan mimarisini andırıyor. Yine Budapeşte’deki St. Stephen Basilika’sını da andırıyor. Katedralde kubbe yerine yüksek bir kule kullanılmış. Kilise Lutheryan bir kiliseymiş. İçi şimdiye kadar gördüğüm en sade ibadethane. Dışındaki gösteriş içine yansıtılmamış. Kilise’nin orgu (organ) hemen göze çarpıyor. Dinlemek ilginç olabilirdi.
Fin bir arkadaşım yemek için Senato Meydanında yer alan Engel’s Cafe’yi tavsiye etti, ama deneyemedim.
Senato Meydanından sonra adresiniz Tren Garı Meydanı olmalı. Tahmin ettiğiniz üzere meydan adını şehrin merkez tren garından alıyor. Gar çok dikkat çekici bir mimariye sahip. Bana biraz Güven Park’ı anımsattı. Opera ve tiyatro binaları da bu bölgede.
Meydanın kuşkusuz en önemli yapısı, sanat severler için kaçınılmaz bir durak olan Ateneum (Finnish National Art Gallery) müzesi.

Ateneum – Ulusal Sanat Müzesi
Müzede Fin sanatının önemli eserlerinin yanısıra, dünyadan farklı kolleksiyonlar da sergileniyor. Aşağıdaki Fin tabloları bana çok gerçekçi geldi. 19.yy Finlandiya’sında kadınların neredeyse tamamının başörtülü olması ise oldukça ilginç.


Albert Edelfelt’in Finlandiya taşrasını betimleyen tabloları
Helsinki’yi kuşbakışı görmek isterseniz, adresinin Sokos Hotel Torni olmalı. Otel tren garı meydanına 5 dakikalık yürüme mesafesinde. Otelin en üst katında şehri panaromik olarak görebileceğiniz bir bar yer alıyor. Vakit geçirmek ve gün batımını görmek için güzel bir yer. Özellikle tuvaletini kullanmanızı tavsiye edebilirim.

Merkezde Eski Kilise, ufukta Baltık Denizi
Sokos Hotel Torni ile aslında eski şehir turunuzu tamamlamış olacaksınız. Buradan tavsiyem şehrin Hippi bölgesi Kallio Mahallesine yönelmeniz olur. Kallio’ya tren istasyonu meydanına ilerleyip oradan geçebilirsiniz. Kallio’da yer alan 2 tane göl var. İkisi de birbirinden güzel. Helsinki’nin en güzel noktalarından biri bu göllerden Eläintarhanlahti. Yürüyüş ve koşu yapan gençler, yaşlılar. Sonbaharın bütün renklerini yansıtan gölde yer alan Piritta Cafe şehirdeki en sevdiğim kafelerden biri oldu. Dinlenmek için ideal bir yer.

Helsinki Merkezinde bulunan Elaintarhanlahti Gölü
Şehirde üçüncü olarak gitmeniz gereken bölge Dizayn Mahallesi (Design District). Bu bölgede keyifli kafeler, küçük sanat galerileri ve hoş parklar binalar var. Bölgede bulunan Aziz John Kilise’si (St. John’s Church) şehrin halen en büyük kilisesiymiş.

Aziz John Kilisesi
Şehrin bu bölümünde birbirinden güzel parklar ve caddeler var. Bulevardi caddesi şehrin en hoş bölgelerinden biri. Cadde üzerinde şehrin eski opera binası, ilk kilisesi olan Eski Kilise (Helsingin Vanha Kirkko) ve parkı, Southpark bulunuyor. Esplanadi’den başlayan cadde Batı Limanında son buluyor. Bölgenin en ilgi çekici noktalarından biri Löyly Saunası.
Helsinki’de, büyük – küçük meydan ve parkları güzel heykeller süslüyor. Diyazn mahallesinde ise sanki daha bir fazla heykel var. Aşağıdaki heykel dizayn mahallesinin sembolü haline gelmiş durumda.

Dizayn Mahallesinin en bilindik heykeli
Bu üç mahalleyi gezdikten sonra aslında şehri büyük oranda görmüş oluyorsunuz. Şehirde tabi dikkatimi çeken başka ayrıntılar da oldu. Helsinki’nin farklı noktalarında değişik mimari izler taşıyan kiliseler bulunuyor. Bu kiliseler genelde haritalarda yer almıyor. Mimar Lars Sonck tarafından tasarlanan Kallio ve Mikael Agricola Lüteryan Kiliseleri bunlardan iki tanesi. Özellikle Kallio Kilisesi oldukça ilgi çekici.
Alışveriş yapmak isterseniz Stockmann‘ı tercih edebilirsiniz. Bizdeki Boyner gibi bir mağaza.
Fin Hamamı yani sauna dünyaca meşhur. Finliler için kültürlerinin çok önemli bir parçası. Yaşatmaya çalışıyorlar. Şehirde hemen hemen her otelde sauna var. Popüler saunalardan iki tanesi oldukça dikkat çekici. Bunlardan biri Allas, şehrin kalbi olan limanda yer alıyor. Özelliği, deniz içinde ısıtmalı açık hava havuzu bulunması. Sauna’da terledikten sonra, açık havada ısıtmalı veya cesaretiniz var ve bünyeniz kaldırıyorsa ısıtmasız havuzlarda ter atıyorsunuz. Budapeşte Szechenyi hamamını hatırlattı.

Allas Deniz Havuzu
Löyly diğer popüler sauna. İlginç bir mimarisi ve çok güzel bir kafesi var. Löyly’de deniz havuzu yok, isterseniz doğrudan denize giriyorsunuz. Ziyaretim sırasında hava 4-5 dereceydi ve Finliler açık havada Baltık Denizi’nin keyfini çıkartıyorlardı.

Löyly Saunası
Saunalarda Fin geleneklerine uygun olarak kadın-erkek hamamları ayrı. Bu hamamlarda, sağlık açısından çıplak olarak girilmesi bekleniyor. Yaygınlaşmaya başlayan karışık saunalarda mayo giyilmesi gerekiyormuş. Saunaların arkadaş grupları tarafından kiralanması oldukça yaygın.
Finler kültürlerini ve dillerini koruma konusunda oldukça duyarlılar.

Dünyanın belki de en ikonik karakteri Süpermen (Superman) Finlandiya kitapçılarında Teräsmies olarak satılıyor.
Özellikle yaz aylarında, şehrin mutlaka gidilmesi gereken liste başı, UNESCO listesinde bulunan Soumenlinna hisar adası. Şehrin olası Rus işgaline karşı korunması için stratejik bir ada hisara çevrilmiş. Soumenlinna, şehir açıklarındaki çok sayıdaki adadan biri. Helsinkililerin bu adalara gitmeyi çok seviyorlarmış. Adaların büyük bir çoğunluğunda sauna da buluyor ve Finliler sauna kültürlerini daha çok bu adalarda yaşıyorlarmış. Maalesef adalara gitme fırsatım olmadı.
Helsinki’ye Tallinn üzerinden feribotla geldim. Estonya’nın en büyük şirketlerinden Tallink’den aldığım gidiş-geliş bilet için 64 euro ödedim. Sadece 80 km olan ve tek yön 2 saatte tamamlanan yolculuk için biraz yüksek. Feribotlar çok büyük, 9 kat içinde her türlü konfor düşünülmüş. Otel, lüks mağazalar, restoran ve barlar. En ilginci ve en kullanışlısı da süpermarket. Yolculuk sırasında alışverişini yapıyorsunuz, eve vardığınızda markete varmanız gerekmiyor. Birbirine çok yakın bu iki kent arasında önemli bir fiyat farkı var. Bu nedenle Tallinn’den Helsinki’ye dönenler koli koli yiyecek taşıyorlar. Tallink’den çok memnun kaldım, tavsiye ederim.
Şehir oldukça soğuk. Ekim sonunda hava 17:30 gibi geç bir saatte kararıyordu. Kısa günler daha başlamamıştı. Öte taraftan, Helsinki’de ve genel olarak baltık şehirlerinde geçirdiğim iki hafta boyunca hava bazı istisnai günler dışında hep kapalıydı. Talin’e giderken uçaktan gördüğüm bulutların yoğunluğu beni oldukça şaşırtmıştı.
Helsinki’de somon atlanmaması gereken bir yemek. Bolluktan veya yokluktan, kahvaltıda bile somon ikram ediliyor. Puuro’da kahvaltıda es geçilmemesi gereken bir Fin yemeği. Bizdeki yarmaya benziyor.
Şehirde Radisson Seaside Hotel’de kaldım. Tercih sebebim Tallinn feribotunun kalktığı Batı Limanına (West Harbour) yakın olması oldu. Tallinn üzerinden feribotla gelmeyecekseniz, şehir merkezinde kalmanız daha iyi olabilir.

Batı Limanı bölgesi
Helsinki küçük bir şehir. Görece yeni bir şehir. Binalar oldukça modern. Toplu taşımanın, kullanmasanız bile, çok iyi olduğunu hissediyorsunuz. Tramvaylar, otobüsler, metro.
Helsinki seyahatimden oldukça keyifli aldım. Bu küçük ama keyifli şehri rahat bir şekilde, telaşsız, stressiz gezebilirsiniz.
+
Adaları ve Baltık Denizinde yüzmek
Sakin, güvenli ve huzurlu
Esplanadi caddesi
Tallinn ve Lappland gibi şehirlere yakınlığı.
–
Soğuk ve karanlık
Fazla sakin
Diğer Avrupa şehirlerinde olduğu gibi fiyatlar biraz yüksek
*
Helsinki çok güzel bir şehir, özellikle yaz aylarında ziyaret edilmesi gerekiyor. Yok ben soğuk severim derseniz, kış ayları da ayrı bir ilginç olabilir. Helsinki’ye gitmişken keyifli bir 2 saatlik deniz yolculuğuyla Tallinn’e geçmenizi kesinlikle öneriyorum.

Yorum bırakın