Marakeş – Açıl Susam Açıl
Marakeş ismini çok az duyduğumuz, duyduğumuz zaman da çok da merak uyandırmayan bir şehir. Şehre adımınızı attığınız andan itibaren işte tam da bu nedenle gafil avlanıyorsunuz. Bu büyüleyici şehrin her köşesi keşfetmenizi bekliyor. Şehre hakim karmaşa arasında tarihi bölge medinede girdiğiniz riadlar, Ali Baba hikayesindeki gizli hazine mağarası gibi. İş için gittiğim ve kısıtlı vaktimden dolayı istediğim kadar gezemediğim şehre ve Fas’ın diğer şehirlerine mutlaka tekrar gideceğim. Gitmenizi, bir riad’da kalmanızı, şehrin Cema El Fena meydanında ve çarşılarında dolaşmanızı, mutlaka el işçiliğinin doruk noktası Bin Yusuf Medresesini gezmenizi tavsiye ederim.
Fas büyük bir coğrafyaya yayılmış, kuzey ve batıda Akdeniz ve Atlantik kıyısında ılıman hava ve verimli topraklardan güneye ve doğuya doğru hızlı bir şekilde karasal çöl iklimine geçiyor. Ülkenin iç kesimlerinde yer alan Marakeş’de karasal iklime sahip.

Bin Yusuf Medresesi sokağı
Marakeş aslında birbirinden oldukça farklı iki şehirden oluşuyor. Eski şehir merkezi Medine bambaşka bir dünya. Kızıl’ın hakim ton olduğu Medine birbirinden ilginç süprizlerle dolu. Marakeş Fas’a uzun bir süre başkentlik yapmış, Medine bölgesindeki eski yapılarda bir zamanların görkemini hissediyorsunuz. Akdeniz şehri Tanca’dan (Tangeir) ve okyanus kıyısındaki Kasablanka ve Agadir gibi şehirlerden oldukça farklı olduğunu tahmin ediyorum. Şehrin modern bölgesi Gueliz ise Adana, Mersin, Hatay şehirlerimize çok benziyor. Yolları portakal ağaçlarının süslediği damlı evlerin hakim olduğu sevimli ve keyifli bir yerleşim. Özellikle Fransız işgali döneminde gelişen bu bölge bizim için çok da ilginç değil.
Marakeş’in kalbi Cema El Fena Meydanı
Şehrin kalbini Cema El Fena meydanı oluşturuyor. Günün her saati kalabalık olan bu büyük meydan ilk ziyarette kesinlikle afallatıyor. Meydana yaklaşırken, kalabalığın arka taraflarındaki duman dikkatinizi çekiyor. Dumanlar, yerel tatlardan olan tagineden salyangoza kadar benim denemediğim egzotik yemeklere sahip yeme içme alanından yükseliyor. Yeme içme alanı ve buradaki küçük tezgahlar, souk denilen çarşılardan gelmeniz durumunda ise meydandaki ilk durağınız oluyor. Galata köprüsünde yürürken sizi zorla lokantaya sokmaya çalışanları burada da görüyorsunuz. Meydanın tek rahatsız edici unsuru bu. Bir de burada aşmışlar, el sıkışma bahanesi ile elinizden kolunuzdan tutup çekiştirmeye çalışıyorlar.

Cema El Fena’da yılan oynatanlar
Meydan, ortasına doğru ilerlediğinizde, 10-20 bazıları 50-100 kişilik insan çemberleri ve merkezlerinde kabile dansları ve müziklerinden, yılan oynatanlara, masal anlatanlara, stand-upçılara, boksörlerden bana en ilginç gelen pet şişe balıkçılığına farklı eğlencelere ev sahipliği yapıyor. Bu ilginç meydan UNESCO dünya miras listesinde yer alıyormuş.

Cema El Fena meydanındaki ilginç eğlencelerden pet şişe balıkçılığı
Türkçe sitelerde meydanın Djemaa el Fna veya Jemaa El Fna olarak yer aldığını gördüm. Aslında meydanın ismi kulağınıza tanıdık gelmiş olmalı, cem toplanma, fna da bildiğimiz fena. O yüzden ben Türkçe’ye uygun şekilde Cema El Fena olarak meydanı yazdım.

Cema El Fena meydanında bir ressam
Kutubiye Camii
Meydana 5 dakika mesafede olan ve önemli bir bölümünden görülebilen Kutubiye Camii şehrin simge yapısı . 1199’da tamamlanan cami bugün 817 yaşında. Bu önemli yapı İspanya’nın Sevilla kentinde inşa edilmiş olan Giralda’ya ilham vermiş.
Kutubiye Camii ve diğer Marakeş camilerinin minareleri yuvarlak değil, hepsi kare. Ayrıca alemlerinde bizdeki hilal yerine, giderek küçülen toplar bulunuyor. Oldukça yüksek. sanıyorum 70 küsür metreymiş. Bir yerde Giralda’nın New York’un simgesi Empire State Building’e ilham verdiğini okumuştum. Bu açından yapının mimari önemi daha iyi anlaşılabilir.
İsmi bana kutup’u çağrıştırdı. Muhtemelen benzer bir anlamı var. Şehrin neredeyse bütün noktalarından görülebiliyor, kutup yıldızı gibi yön bulmanızı sağlıyor.

Cema El Fena’dan Kutubiye Camii

Kutubiye Camii gece görünüşü
Ali Bin Yusuf Medresesi ve Marakeş Müzesi
Şehirdeki en büyük sürpriz Ali Bin Yusuf Medresesi. 16. yy’da tamamlanmış medrese, muhtemelen hayatımda gördüğüm ve görebileceğim en detaylı işçiliğe sahip. Yatılı okul olarak inşa edilmiş.

Bin Yusuf Medresesi
Medresenin iç avlu duvarları en altta mozaik ile başlayıp, taş işçiliği ile yükseliyor ve üst bölümler ahşap. Bu üç katman da ince ince işlenmiş. Avlunun ortasında yer alan ve mozaik taşlarla süslenmiş havuz yapıyı tamamlamış. İslam medeniyetinin en rafine eserlerinden biri.

Bin Yusuf Medresesi Avlusu
Bin Yusuf medresesi şehirdeki olmazsa olmazların başında geliyor. Medresenin ana giriş koridoru size içeride ne olduğuna dair fikir veriyor. Momzaik, taş ve ahşap işçiliği bu bölümde de kullanılmış.

Bin Yusuf Medresesi Girişi
Medresenin yanında yer alan Marakeş Müzesi de gidilmesi gereken yerlerden biri. Mutlaka gidin, Bin Yusuf medresesi ile komşu bu müzede de Fas el işçiliğinin çok güzel örneklerini görebiliyorsunuz. Medreseye giriş 20, müzeye 50 dirhem.

Marakeş Müzesi
Müzenin kendisi bir sanat eseriyken, sıkça resim sergilerine ev sahipliği yapıyormuş.

Marakeş Müzesinde bir sergi
Marakeş Çarşısı
Marakeş’te olmazsa olmazlardan biri çarşısında gezmek. Bizim Mısır Çarşısını andıran medine bölgesindeki ana çarşıdaki küçük ve belli bir konuda uzmanlaşmış pasajlara souk diyorlar.

Marakeş Çarşısında yer alan pasajların bazıları ürün özelinde uzmanlaşmış.

Marakeş Çarşısında bir metal avize dükkanlarının yer aldığı bir pasaj

Resim çekmenizden her zaman hoşlanmayabiliyorlar
Marakeş çarşısı sadece turistlerin değil, şehrin ticaretinin de kalbi. Çarşı bölgesinin neredeyse tamamı araç trafiğine kapalı. Ama hiç beklemediğiniz bir anda beliren ve oldukça hızlı giden mobiletlere dikkat etmeniz lazım.

Marakeş çarşısında meyve pazarı
Marakeş sokaklarında, çarşısında gezerken birbirinden ilginç, bazen yıkık dökük, bazen bakımlı tarihi eserlere raslayabiliyorsunuz. Riadımız yolu üzerinde yine böyle bir eser vardı, ne olduğunu tam olarak anlayamadım.


Modern Marakeş Gueliz
Şehrin modern bölgesi Gueliz, geniş caddelere zara, starbucks, mc Donalds gibi zincirlere ve alışveriş merkezlerine ev sahipliği yapıyor. Sokaklar burada da kalabalık. Koton, LCWaikiki gibi Türk markaları da kendilerine yer edinmiş.

Marakeş’te modern bir AVM, ileride Koton mağazası göze çarpıyor

Modern Marakeş
Gueliz’de denediğimiz Elit ve L’Adresse cafelerinden birincisi biraz turistik, daha çok sevdiğim ikincisi ise yerellerin uğrak alanı. L’Adresse de kendinizi Türkiye’de gibi hissetmemeniz mümkün değil.

L’Adresse Kafe, tanıdık geldi mi?
Marakeş’te çok özgün gördüğüm binalardan biri tiyatro binası oldu. Maalesef otobüsle önünden geçtiğim binayı gezme fırsatım olmadı. Mimari sentezi dikkat çekici.

Tiyatro Binası
Şehrin gizli hazinesi Riad’lar ve Konaklama
İş dolayısıyla geldiğim için, 4 gün kalama rağmen, turistik gezim birkaç saatle sınırlı kaldı. Bu nedenle şehrin diğer müzelerini ve meşhur bahçelerini gezemedim. Buna rağmen, şehirden büyük keyif aldım. Esasen, Marakeşte en büyük sürpriz, medine bölgesinde yer alan ve riad denilen tarihi evlerden dönüştürülmüş butik hoteller. Kelimenin tam anlamı ile bu butik oteller çöl içerisinde birer vaha gibiler. Kesinlikle bir riadda kalmanızı tavsiye ederim.

Riad Luciano
Biz Riad Luciano‘da konakladık. Diğer riadlarda olduğu gibi, bulmamız oldukça zor oldu. Dar, bakımsız, karanlık ve keşmekeş sokaklardan riadımıza adım atınca bambaşka bir dünyaya girmiş olduk. İçinde su çeşmeleri, hoş bir havuz ve duvarlarındaki detaylı işlemelerle yaşadığımız deneyimi anlatmak biraz zor. Riadlara gitmeden önce telefon açıp, otel görevlilerinden sizi merkezi bir noktadan almalarını rica edebilirsiniz. Riad’lar oldukça konuksever bir şekilde işletiliyorlar. Varmanızla birlikte size Fas’ın milli içeceği Nane Çayı ikram ediyorlar. Nane çayı güzel ama çok fazla şeker atıyorlar.

Riad Luciano
Kaldığım süre boyunca 4 tane riad görme fırsatımız oldu. Bazıları biraz daha mütevazi, bazıları ise daha lüks. Ama hepsi Fas kültürünü çok iyi bir şekilde yansıtıyor.

Riad Palais Donab
Riadların ortak noktası mimarı anlayışları. İki katlı diktörtgen bir kutu düşünün. Dış duvarlarda pencere yok. Işık ortada yer alan ve genelde bir havuz veya çeşmenin yer aldığı iç avludan geliyor. Bu büyük ihtimalle iklim koşullarının bir sonucu. Riadların neredeyse tamamının terası var. Bir çoğunda kahvaltınızı terasta sunuyorlar.

Riad Luciano’nun terası
Ulaşım
Marakeş’e iklim zirvesine (COP22) katılmak için geldim. Ankara’dan THY ile İstanbul üzerinden Fas Havayolları (Air Moroc) Kasablanka’ya uçtum. Havaalanda daha ilk dakikalarda görece geri kalmış bir ülkede olduğunuzu hissediyorsunuz. Genel olarak bir karmaşa ve düzensizlik hakim. Bilgilendirmeler, yönlendirmeler çok zayıf. COP22 için özel olarak ayarlanmış otobüsü bekledikten sonra 3 saatlik bir otobüs yolculuğu sonrası Marakeş’e vardık. Saat gece 3’ü gösteriyordu. Resmi görevli bize otelimizde yer kalmadığını, bizi başka bir otele yerleştireceğini söyledi. Çatpat anlaşmaya çalıştıktan sonra, kendi otelimizi aradım. Otel görevlisi bizi beklediklerini söyledi. Resmi görevli itirazına devam etmekle birlikte bize taksi ayarladı. Taksinin bozulması ile başka bir taksiye geçtik. Medine bölgesine bir meydana vardık, ve otel görevlisi bizi geldi. Dar sokaklarda, yıkık dökük binalar arasından ve tünellerin altından geçerek 10 dakikalık bir yürüyüşten sonra otelimize vardık. Açıkçası belki de iki kişi olmamız sebebiyle, bu izbe sokaklarda yürürken çok tedirgin olmadık. Ama olmamız gerekiyormuş, ertesi gün konferansta arkadaşlarla konuştuğumuzda tenha sokaklarda parası bizdeki değnekçilere benzer şekilde, seni ben korurum diyerek, kibarca gasp edilen, bavulu çalınmaya çalışılanlar olduğunu öğrendik. Sözün özü, yalnız gitmeyin, sadece çift olarak da gitmeyin.
Şehirde toplu taşıma çok ama çok zayıf. 1,5 milyonluk şehirde metro ve raylı sistem yok. Otobüsler hep tıkabasa kalabalık. Maalesef taksiye binmek zorunda kalıyorsunuz. Taksilerde de taksimetre yok, pazarlık hesabı.
Yerel Tatlar
Marakeş mutfağında salyangoz gibi egzotik yemekler var. Yukarıda bahsettiğim üzere Cema El Fena’da deneyebilirsiniz. Fas mutfağının en meşhur yemeği, Tagine (tajine) denilen güveç kaplarda pişen et veya tavuk yemekleri. 3 defa yediğim tagine şehirdeki vazgeçilmezlerimden oldu. Yemeği ilginç kılan noktalardan biri, etle birlikte kuru erik ve kayısı da pişiriyor olmaları. Yemeklerini genel olarak sevdiğimi söyleyebilirim. Cema El Fena’da yer alan salyongoz ve benzeri egzotik yemekleri ise denemedim.

Yerel lezzetlerden bir tür güveç yemeği tagine
Fas’ın nane çayı meşhur. Biraz fazla şekerli sunuyorlar. Riadlara girdiğiniz zaman, kayıt sonrasında ikram ettikleri nane çayı ile yorgunluğunuzu atıyorsunuz.
Bar ve içkili mekan sayısı az gibi görünüyor, bununla birlikte Riadların çoğunda içki servisi yapılıyor. Yerel biraları Kasablanca, fena değil.

Riad Luciano
Kahvaltısında olmazsa olmaz taze sıkılmış mandalina suyu. Adana’nın yerel tatlısı taş kadayıfta kullanılan ve Türkiye’de başka bir kullanımı olmayan tatlı ekmeği, burada kahvaltılarda ekmek olarak servis ediliyor.
Notlar
Kasım ortasında gittiğim şehirde çok güzel bir hava vardı. Gündüz gömlekle dolaşılabilecek bir hava, hava kararınca da kazak ve ince bir mont yeterliydi. Muhtemelen en güzel mevsimlerinden biriydi.
Güvenlik kesinlikle bir sorun. Eski şehir, yani medine bölgesi hem ilginç olan bölge, hem de riskli bölge. Sokaklar çok dar, sokaklara bakan duvarlarda pencere çok nadir ve sık sık sokakların üstü de evlerle kapanmış durumda. Ana sokaklarda gençler sizi takip ediyorlar ve böyle bir sokağa yalnız olarak girdiğiniz zaman bıçak çekerek paranızı alabiliyorlar. Bavulunuzu taşımanıza yardım etmek için yaklaşanlara dikkat, alıp kaçma riskleri var. Bu yukarıdaki iki olayda, bizimle birlikte COP22’ye katılan iki Türk arkadaşın başına geldi.

Medine bölgesinde tipik bir sokak
Şehirde yerel halk Arapça’nın dışında Fransızca konuşuyor. Fransızca bilmemenize ise şaşırıyorlar. İngilizce çok yaygın değil. Para birimi dirhem, euro da oldukça yaygın. Çoğu kafe ve dükkan euro ödeme yapmanızı kabul ediyor.
Marakeş’e gitmeden önce biraz pazarlık çalışmanızda fayda var, zira neredeyse her yerde pazarlık yapmanız gerekecek. Taksilerde taksimetre yok. En kısa mesafe için bile 100 dirhem diyorlar, biz hep 50 dirhem veririz diyerek kabul ettirdik. Çarşıda 300 dirhemden başlıyan bir ürünü 150 dirheme almanız neredeyse kesin. Vaktiniz ve enerjiniz varsa, daha sıkı pazarlık yaparak 100 dirheme, belki daha bile altına indirebileceğinizi düşünüyorum.
Marakeş’in argan yağı meşhur. Kadınlar özellikle cilt ve saç bakımında kullanıyorlar. Saf argan yağını bulmak biraz zor gibi. Ben o yüzden marka olmuş bir yerden aldım.
Şehirde Türklere ve Türkiye’ye yoğun bir ilgi ve sevgi var. Türk dizileri popüler. İlginç bir tespit, Türkçe’de kullandığımız Arapça kelimelerin anlamları benzerlik göstermekle birlikte farkılaşmış. Bizim tanıdık anlamında kullandığımız ahbap onlarda akraba demekken, sadık kelimesi arkadaş anlamına geliyormuş. Fatura dediğiniz zaman anlamıyorlar, ama hesap aynı.
Bu güzel şehrin bir çok yerini gezemedim, 19.yy’da inşa edilmiş meşhur Bahia Sarayını, (bizde köşk demek olan kasr onlarda saray anlamında kullanılıyor) meşhur bahçelerini göremedim. Kaçırdığım şeylerden biri de çöl turizmi ilginç olmalı, maalesef bir sonraki sefere…
Ülkemizde biraz Araplara tepeden bakma maalesef yaygın, Marakeş’de büyük bir medeniyet olduğunu görüyorsunuz. Gerçekten bize bu kadar yakın medeniyetleri ne kadar az tanıdığımızı farkediyorum. Evet düzensiz ve karmaşık, biraz da pis. Bir şekilde geçen yüzyıllar içinde Bin Yusuf medresesini inşa eden kültür kısmen yitirilmiş, geriye gidilmiş. Ama hala son derece özgün. İnşallah birgün eski zenginliğine tekrar kavuşur.
+
Kesinlikle kalınması gereken Riadlar ve Fas konukseverliği
Egzotik Cema El Fena meydanı
El işçiliğinin en iyi örneklerinden Bin Yusuf Medresesi
Düşük fiyatlar
–
Güvenlik sorunları
Taksiler dahil her herde pazarlık yapmanız gerekliliği
Toplu taşıma yok denilecek düzeyde
*
Marakeş, tartışmasız, gittiğim en ilginç şehir. Gitmenizi kesinlikle tavsiye ederim. Medine bölgesinin tarihi ve kültürel dokusunun benzeri yok. Şehirdeki güvenlik sorunu da grup olarak gidilerek çözülebilir.

Yorum bırakın