Tiran – Gönlü Zengin İnsanların Şehri
Arnavutlar Avrupa’nın en eski milletlerinden biri. Kendilerine Şiptar (Shqip(ë)tar) diyorlar. Biz Türkler neden Arnavut diyoruz; tarihi bir açıklaması mutlaka vardır. Arnavutluk nüfus olarak oldukça küçük bir ülke, sadece 3,5 milyon insan yaşıyor. Neredeyse her dört vatandaştan birinin yaşadığı başkent Tiran’ın nüfusu ise 800.000. Bu küçük ülke için büyük bir şehir olduğunu söyleyebiliriz.
Tiran gönlü zengin insanların şehri. Haziran ayının ilk haftasında geldiğim şehir kavurucu derecede sıcaktı. Otele yerleştikten sonra kendimi dışarı attım. Şehrin prestij bulvarı Deshmoret e Kombit üzerinden Cumhuriyet Meydanına doğru yürürken bir pastanenin büfesinden dondurma almak istedim. Arnavutlar kendi para birimlerini kullanıyorlar. Hala para bozduramamıştım. Kredi kartıyla ödemeyi önerdim. Büfe çalışanı kredi kartı kabul etmediklerini ama dondurmamı seçmemi istedi. Ödeyemeyeceğimi tekrarladım. Önemli olmadığını söyledi ve parasını almadan ikram etti. Tiranla tanışmam tam olarak böyle oldu. Geçirdiğim 4 gün boyunca Arnavutların bu sıcakkanlılığını hep hissettim.
Arnavutlar çok eski bir millet olmasına rağmen, Tiran oldukça genç bir şehir. Osmanlı idaresinde 17. yy başında Süleyman Bey tarafından kurulmuş. Bu açıdan kuruluşundan itibaren şehirde Türk etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Arnavutlar uzun yıllar İtalya ve İtalyan halkıyla güçlü ilişkiler kurulmuşlar ve bu önemli bir İtalyan etkisi oluşturmuş. Üçüncü olarak da komünizm dönemi ve onun sosyo-kültürel etkileri etrafında Tiran medeniyetlerin buluştuğu ve kaynaştığı bir şehir.
Önemli Yerler
Tiran’ın kalbi İskender Bey Heykeli, Ulusal Tarih Müzesi, Opera ve Ethem Bey Cami’nin yer aldığı Cumhuriyet Meydanı. Oldukça geniş bir meydan. 5,5 milyonluk Ankara’da bu kadar geniş bir meydan yok.

Tesadüf eseri benim bulunduğum hafta Meydan’ın yayalaştırma projesi tamamlanmış ve trafik tamamen yeraltına alınmıştı. Açılış kutlamalarına denk geldim.
İskender Bey Arnavutların 15.yy’da yaşamış ulusal kahramanı. Babası tarafından Osmanlı’ya (rehin) verilmiş ve bu sayede gençlik yıllarında Osmanlı ordusu içerisinde yükselmiş. Hayatının sonraki dönemlerinde ise Osmanlı’ya karşı mücadele vermiş. Kahramanları Osmanlı’ya karşı savaşmış da olsa, Arnavutlarda Türklere karşı bir önyargı veya düşmanlık görmüyorsunuz. Hatta Türk olduğunuzu öğrenince daha da sıcak davranıyorlar.

Meydandaki en önemli yapılardan bir tanesi Osmanlı döneminden kalmış olan Ethem Bey Cami. Aslında şehir merkezinde çok fazla cami-kilise görünmüyor. Bunun sebebi çoğu ibadethanenin rejim tarafından yıkılmasıymış. Arnavut köylerinde ise hala camileri görmek mümkün. Ülkenin %70’i Müslümanmış. Müslümanlar arasında Bektaşilerin ayrı bir yeri varmış.

Aslında Süleyman Bey 17.yy’da Tiran’ı kurarken adına Cami de yaptırmış. Süleyman Bey Cami ve sonraki dönemdeki Osmanlı eselerinin büyük bir bölümü Enver Hoca döneminde yıkılmış.

Cumhuriyet meydanı yönünde Ethem Bey Camine baktığınız zaman, aslında size Tiran’la ilgili önemli ipuçları veriyor. Türklerden kalma bir Cami, İtalyan etkisinde saat kulesi (caminin solunda) ve belediye binası (caminin sağında), saat kulesinin arkasında komünist dönemden kalma bir bina ve en solda modern bir yapı. Şehrin büyük bölümünde bu çok kültürlülüğü hissediyorsunuz

Şehrin prestij bulvarı Deshmoret e Kombit. Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık dahil olmak üzere Arnavutluk’un önemli kurumları bu cadde üzerinde yer alıyor. Geniş bir cadde. Kaldırımlarında çam ağaçları yer alıyor.

Caddenin bir ucunda Cumhuriyet Meydanı, diğer ucunda ise Rahibe Teresa (Nene Teresa) Meydanı bulunuyor. Arnavutlar Rahibe Teresa’nın Arnavut olduğunu savunuyorlar.



Caddenin bir ucunda Cumhuriyet Meydanı, diğer ucunda ise Rahibe Teresa (Nene Teresa) Meydanı bulunuyor. Arnavutlar Rahibe Teresa’nın Arnavut olduğunu savunuyorlar.

Arnavutluk II. Dünya Savaşından sonra Enver Hoca’nın liderliğinde komünist bir rejimle yönetilmiş. Komünizm zamanının kudretli lideri, rejim yıkıldıktan sonra ülkesinde diktatör olarak anılmaya başlamış. Bugün kendisine bakış biraz daha yumuşamış gibi de olsa, hala o döneme ilişkin büyük bir öfke var. Enver Hoca’nın İsmail Kemal Caddesi (Rruga İsmail Qemali) üzerindeki evi o zamanlar gücün ve lüksün simgesiymiş. Bugün pek de özel bir ev olmadığı ortada.

Enver Hoca’nın vefatından sonra anısına piramit şeklinde bir anıt-yapı inşa edilmiş. Sonrasında sanıyorum Spor ve Kültür merkezi olarak çalışmış. Girmeyi denemedim ama bakımsız görünüyordu.

Komünizm zamanında Enver Hoca’nın evininde de yer aldığı mahalle ‘blok‘ (blloku) olarak adlandırılıyormuş. Duvarlarla ve polislerle çevrili bölgeye sadece komünist partinin üst düzeyleri girebiliyormuş. Akşam yemek için gidebileceğiniz İbrahim Rugova caddesi üzerindeki bir binanın en üst katında yer alan Sky Tower’dan bütün bölgeyi net olarak görebiliyorsunuz.

Enver Hoca, sadece Batı’dan (Amerika-Avrupa) değil, aynı zamanda Rusya’dan da çekiniyormuş. Korunma amaçlı olarak kendi kendine yeten ve tamamen içe kapalı bir ülke kurmak istemiş. Batı veya Doğu bloklarından gelebilecek olası bir işgale karşı korumak üzere şehrin her noktasında bunkerler inşa ettirmiş. Bu bunkerlerin bir bölümü bugün müze işlevi görüyor.


Tiran’ın önemli caddelerinden bir diğeri Kavajes Caddesi. Bütün kaldırımları ağaçlarla dolu bu caddede yürüyüş yapmak keyifli. Yazın sıcağında olabildiğince serin. Caddenin en ortasında Barcelona caddelerinde olduğu gibi büyük bir kaldırım var.

Ne Yenir, Nerede Yenir?
Blok bölgesi içinde yer alan Era Lokantası geleneksel ve modern yemeklerin olduğu merkezi bir lokanta. Kesinlikle tavsiye ederim. Ben meşhur fergese me melçi yedim. Güveçte kuzu etinden yapılıyor. Ciğerli versiyonu da fergese me tigane. Fırından çok sıcak servis ediliyor. İçinde mısır ekmeği de oluyor. Yoğurt ve domatesin hakim olduğu bir sosu var. Bir başka Arnavut klasiği olan Petulla te fshira me djathe‘de yedim. Bizde petla böreği diğer geçiyor galiba. Krep hamurunun börek gibi dizilmesiyle yapılıyor. Bol miktarda sarımsak içeriyor, biraz da peynir. Era Lokantasında internet yok. Özellikle yokmuş, müşterilerinin sohbet etmelerini istiyorlar.

Biraz daha lüks tercih ederseniz, Xheko Imperial Otel‘in çatısında yer alan restoranı tavsiye ederim. Hem manzarası güzel, hem yemekleri lezzetli. Açık olduğu yaz döneminde sivri sineklerden sakınmanız lazım.

Xheko Imperial’da Arnavutların meşhur yemeklerinden Elbasan Tava’yı denedim. Bir et yemeği. Kuzu eti yoğurtla birlikte fırınlanarak hazırlanıyormuş. Fena değil.

Börek hemen hemen her kafede yer alan bir lezzet. Ama bizdeki kadar çok çeşidi yok. Bizim yakınen aşina olduğumuz tatlılar da isimleri biraz değişmiş de olsa yoğun bir şekilde kafelerde yer alıyor.

Son olarak kahvesi. Tiran’da kahve kültürü baskın. Hem Türk, hem İtalyan etkisiyle kahveleri son derece güzel ve çeşitli. Tiran’daki kadar çok kafeyi başka hiçbiryerde görmedim. Merkezde her apartmanın altında kafeler var ve oldukça yoğun.
Nerede Konaklanır?
Tiran’da iki ayrı otelde kaldım. İkisinden de memnun ayrıldım. İlk 3 gece kaldığım Grand Hotel Tiran oldu. Enver Hoca’nın villasının tam karşısında, şehrin merkezinde yer alıyor. Biraz eski, ama lokasyon açısından ideal.

İkinci konakladığım yer Mondial Otel oldu. Mondial daha modern bir otel ve şehir ana merkezinin tam sınırında. Yürüyerek 15-20 dakika içinde Cumhuriyet Meydanına ulaşabileceğiniz Kavajes caddesine çok yakın.

Beni en çok şaşırtan noktalardan biri Nasrettin Hoca kitabı görmem oldu. Burada da biliniyormuş. Detaylarını öğrenemedim, ama eşeğe hala ters bindiğini görebiliyoruz.

Tiran’da uluslararası kuruluşlar çok güçlü. İskender Bey sokağı büyükelçilikler ve uluslararası kuruluşların yoğun olduğu bir alan.

Tiran’da çok sayıda Türk markası ve ürünü bulabiliyorsunuz.

Arnavutluk’un simgesi, Selçuklular, Sırplar ve Avusturyalılar’da olduğu gibi çift başlı kartal. Zaten Şiptar kartal demekmiş. Bayraklarında da yer alan bu güçlü simge, şehrin birçok noktasında da yer alıyor.

Sıcaktan bunalmanız halinde çok yakında yer alan Durres şehrine günübirlik hızlı bir şekilde gidebilirsiniz.
Arnavut ve Türk medeniyetlerinin biraz İtalyan esintisi ve komünist dönemin izleriyle harmanlandığı sıcak bir şehir. Çok canlı bir eğlence hayatı var, kafeler, barlar ve lokantalar şehrin merkezinde her noktada varlar ve çok kalabalıklar. Yemekler lezzetli.
+
Yabancı bir ülkede olmanıza rağmen, kendinizi evinizde (Türkiye’de) gibi hissediyorsunuz.
İnsanların sıcakkanlılığı
Düşük fiyatlar
Kumsala yakınlık
–
Mutlaka gidin, görün denilecek mekan ve yapıların eksikliği.
*
Arnavutluk’ta kişi başına nüfus çok düşük. Tiran nüfusun yoğunlaştığı bir bölge. Ülkenin kalanında insan izinin az olduğu iyi korunmuş bölgelerin çok olduğunu söylediler. Arnavutluğa gidecekseniz, biraz Tiran’ın dışına çıkıp, bu bölgeleri keşfetmek lazım.
Haziran 2017

Yorum bırakın