Lisbon: İberya’nın İstanbul’u
Yedi tepe, tramvay, tünel, asma köprü ve vapur. Sokaktaki kestaneciler, deniz ve tarih. Bunlar İstanbul ve Lisbon’un ortak paydalarından ve ilk anda göze çarpanlardan sadece bir kaçı. Asıl benzerlik aslında şehrin ruhunda yatıyor. Lisbon da tıpkı İstanbul gibi tarihle eğlencenin iç içe geçtiği, organik olarak gelişmiş ve her köşesinde güzel bir kafenin olduğu göz alıcı bir şehir. Hadi beraber gezelim.
Portekiz küçük bir ülke. Bu nedenle, her ne kadar bir başkent olsa da, Lisbon’a düşük beklentilerle gittim. Lisbon beni tamamen hatalı çıkardı. Tek kelimeyle muhteşem bir şehir ve geçmişin görkemli günlerini yansıtıyor. Bu küçük ülke bir zamanlar Çin, Afrika ve tabi Güney Amerika’da sömürgeler kurmuştu. Osmanlı’nın Osmanlı olduğu günlerde Hindistan Deniz Savaşları ile bizi mağlup edebilen sayılı milletten biri olmuştu.
Ticaret Meydanı (Praça do Comércio) ve burada bulunan Rua Augusta Taçı (Rua Augusta Arch) şehrin en önemli simgelerinden biri. Taç, Lisbon’un deprem sonrası yeniden inşası sırasında yapılmış. Bir tarafı denize açılırken, diğer tarafta şehrin en önemli caddesi yer alıyor.


Ticaret Meydanı deniz kıyısında yer alıyor. Sahile geldiğinizde, uzakta yer alan 25 Nisan köprüsünü bütün ihtişamıyla görebilirsiniz. İlk bakışta İstanbul’u hatırlatsa da, aslında San Francisco’daki Golden Gate Köprüsünün bir kopyası.
Sahilde yürüyüş yapabilir, banklarda oturup denizi baka baka saatlerinizi geçirebilirsiniz.



Rua Augusta Taçı’nın arkasında yer alan Rua Augusta Caddesi şehrin en turistik bölgesi. Tamamen yayalaştırılmış cadde kafe, restoran ve şık mağazalarla dolu. Caddenin tamamı küçük taşlarla döşenmiş.
Lisbon sokaklarında da tıpkı Türkiye’de olduğu gibi kestaneciler çok popüler.


Rua Augusta Caddesi kısa bir cadde. Rua Augusta Taçı’ndan yürümeye başlarsanız, on dakikalık bir yürüyüş sonunda Rossio Meydanı’na (Praça do Rossio) ulaşıyorsunuz. Lisbon bir meydanlar şehri ve Rossio meydanı da şehrin en önemli meydanı.
Meydanın ortasında 4. Pedro Anıtı bulunuyor. Anıtın kuzeyinde ve güneyinde birer adet su çeşmeleri bulunuyor.

Rossi meydanından şehrin önemli yapılarından biri olan Lizbon Carmo Manastırı Kilisesini görmek mümkün. Bu kalıntılar Kıbrıs’taki Bellapais’i hatırlattı.

Carmo Manastırına çıkmak isterseniz, keyifli yollardan biri Rua Augusta Caddesi üzerinden bulunan tarihi Santa Justa Asansörünü (Elevador de Santa Justa) kullanmak olabilir.



Rossio Meydanı büyük olduğu için meydana açılan çok sayıda irili ufaklı cadde ve sokak bulunuyor. Eğer Rua Augusta caddesinden geldiyseniz ve meydanı geldiğiniz güzergahta yürümeye devam ederseniz, Rua das Portas de Santo Antao sokağına ulaşıyorsunuz.

Bu sokakta da çok sayıda restoran bulunuyor. Bu sokaktan sola dönerseniz, Restauradores meydanı (Praça dos Restauradores) ve Restauradores Anıtına (Monumento aos Restauradores) ulaşabilirsiniz.


Restauradores Anıtından sonra şehrin prestij bulvarı olan Özgürlük Bulvarına (Avenida da Liberdade) ulaşabilir ve burada yürümeye devam edebilirsiniz.
Alternatif olarak, Rua Augusta Taç’ından Rua Augusto Caddesini takip etmek üzere, denize paralel ilerleyebilirsiniz. Bu yolda ilk olarak Belediye Meydanına (Praça do Município) ve sonrasında da restoranların ve gece hayatının yoğun olduğu São Paulo bölgesine ulaşabilirsiniz.

São Paulo mahallesinde yer alan eski market, TimeOut Market olarak yenilenmiş. Burada Lisbon’un tüm lezzetlerini deneyebilirsiniz.

Sao Paulo’dan Bairro Alto mahallesine geçtiğiniz zaman eğlence mekanları yoğunlaşıyor.

Ancak Bairro Alto mahallesi şehrin tepelerinden birinin üzerinde kurulmuş. Oldukça dik yollar ve çok sayıda merdiven var. Şehrin bu bölgesine çıkmak için şehrin simgelerinden biri olan tramvayı kullanabilirsiniz.

Bir diğer yöntem de, İstanbul’un tarihi finiküleri “Tünel”in bir benzeri olan ve sizi yokuş tırmanmaktan kurtaracak olan Lisbon tarihi finikülerini kullanmak.


Lisbon’da kısa sürede çok sayıda protestoya şahit oldum. Bunlarda biri de Barrio Alto bölgesinde hayvan hakları savunucularının farkındalık arttırma çalışmasıydı.

Barrio Alto’dan karşı tepede yer alan Lisbon kalesini görebiliyorsunuz.

Lisbon’da olmazsa olmaz olan, deniz ürünleri yemekleri. Tatlıları ve tatlıcıları da da en az deniz ürünleri kadar meşhur. En meşhur tatlıları pastel de nata. Kruvasan hamuru üzerinde puding gibi düşünebilirsiniz. İçinde biraz da tarçın var. Çok lezzetli.

Tüm İberya’da bademli tatlılar oldukça yaygın. Benim de favorilerimden biri de badem tartı. Dilimi 3.5 EUR.




Özet olarak Lisbon muhteşem bir şehir. Kısıtlı vaktim olduğu için şehrin büyük bir bölümünü gezemedim. Lisbon ve Portekiz’e mutlaka tekrar gideceğim.
1 -2 Şubat 2020

Yorum bırakın